31 Aralık 2011 Cumartesi

2011 Güz Ekimleri

Bu yıl Ankara'da, hatta tüm Türkiye'de mevsimler bir tuhaftı.  Haziran ayı boyunca neredeyse her gün yağmurluydu. Güneşköy'de ve Tahtacıörencik'te gözlemlediğimiz kadarıyla, başta domates olmak üzere yazlık sebzeler bundan kötü etkilendi, hasat az oldu.

Sonbahar dönemi ise tam tersine çok yağışsız geçti. Ankara'da Eylül sonundan Kasım başına kadar neredeyse hiç yağmur yağmadı. Bu dönemin sonunda biraz yağmur oldu, ama sonrasında yeterli güneş olmadığı için toprak bir türlü tav tutmadı. Buğday-arpa tarımı yapanlar bekledikçe beklediler. Bazıları ekim yapamadı, bazıları da Kasım ortalarına kaldı.

Bizim bu yıl ekmek istediğimiz birkaç çeşit tahıl vardı. En başta, 2 yıldır tohumunu çoğaltmaya çalıştığımız peygamber arpası. Ayrıca bu yıl Balıkçı Mustafa bize değerli, yerli çeşitler göndermişti ve devamını da gönderecekti.

Ekim ayı sonunda bir gün, toprak tam hazır olmamasına karşın, Cemal, ben ve Aki Tahtacıörencik'e varıp, yanımıza da İbrahim'i de katıp, köye yakın bir alanda birer - ikişer dönüme, peygamber arpası, sarı buğday ve kavılca buğdayı ektik. Tahıl alanlarını birbirinden ayırmak için, kışlık ekimini başarıyla yaptığımız mürdümük, yabani bezelye (çılban?) ve burçak da ektik.




 Ekim planımız:



Taralı alanda bezelye ve buğdayı bir arada ektik. Bu bezelye türü sarılıcı olmayan, yere yakın bir çeşit. Buğday ile uyumlu olursa yabani otları baskılayabilir, tırpanla yapılacak buğday hasadına da engel olmayabilir. Baklagillerden olduğu için toprağa azot da bağlayacaktır. Aynı şeyi mürdümük ile denememiz de iyi olurdu belki. Bezelye, mürdümük ve burçağı aynı zamanda hayvan yemi katkısı olarak değerlendirmeyi planlıyoruz.

Kasım ortalarında Kardeş Bitkiler arazimizin bostan alanında bir dizi ekim daha yaptık. Köylümüz Mehmet Uçak bize traktörünü verdi. İbrahim önce tarladaki büyük taşları çıkarıp attı (hala epey taş var). Yaklaşık 200'er metrekarelik bölmelere, aralarında biraz boşluk bırakarak şu çeşitleri ektik:


- Üveyik buğdayı (Doğanbey, Hüseyin Genç)
- Çavdar (Bayramiç, Balıkçı Mustafa) - sapları  yağmur izolasyonu için kullanılabilen, kaybolmaya yüz tutmuşken Mustafa'ların binbir zahmetle bulup çoğaltmaya başladıkları bir yerel çeşit.
- Karakılçık buğdayı (Bayramiç, Balıkçı Mustafa)
- Peygamber arpası (Güdül Yeşilöz)
- Havran kızılcası (Bayramiç, Balıkçı Mustafa)
- Çavdar (Yozgat, Yeşilöz'de aldığmız hasattan)
- Erzurum kızılcası (Bayramiç, Balıkçı Mustafa)

Ayrıca iki minik alana Evren'in getiridiği Eskişehir-Gürleyik yerel buğdayı (kunduru?) ve Özer'in iki yıl önce bize verdiği, sonrasında Yeşilöz'de ve Tahtacıörencik'te biraz çoğaltabildiğimiz kavılca buğdayını ektik. 

Söylemeye gerek bile yok; elbette bütün ekimlerimizi ilaçsız ve gübresiz yaptık.

Ekimlerimizden bu yana 1.5-2 ay geçti, ama bu süreçte de iyi bir yağış olmadı. Son haftalarda ara ara yağan yağmur ve kar sonrası, şimdilerde tahıllarda ufak tefek çimlenme başlamış durumda. Ama bunların aşırı soğuklardan, donlardan kötü etkilenme olasılığı var. İyi bir kar yağmış olsaydı daha iyi olurdu; tohumlar karın altında soğuktan korunur ve baharda çimlenmeye başlardı. Ama şimdi verim kaybı olasılığı büyük...

2012'de herkese barış, bereket ve bolluk dileklerimizle...

13 Aralık 2011 Salı

2011 sonbahar arazi planı



Yukarıdaki resimde permakültür tasarım ilkelerine göre belirlemiş olduğumuz Zone (mıntıka) 0 ve 1 görüntüsü yer alıyor.

2010 sonbaharında yaklaşık 10 adet meyve fidanı ve yaklaşık 50-60 kadar farklı yerel ve yabancı türden ağaçlar dikmiştik. Arazimize köy şebekesinden su çektiremediğimiz için yazın sulama yapmak çok problem oldu. Yaz boyunca 2-3 haftada bir kez köyden traktör arkasına bağlanan römork ile 2 tonluk depomuzu doldurarak damla sulama sistemi ile sulama yapabildik. Çok sıcak ve kurak geçen yaz aylarında bu ağaçlar için pek yeterli olmadı tabi. Bunun dışında 10lt'lik pet şişelerle her gidişte sulayabildiğimiz kadar ağacı suladık. Ağaçlarımızın yarısından fazlası bu kadar sıcağa ve susuzluğa rağmen hayatta kalmayı başardı. Tabi büyüyüp gelişemediler ama bu toprağa dikildikleri ilk sene için çok da kötü değil. Özellikle fidanlıktan aldığımız birkaç armut, vişne, akasya, dişbudak, akçaağaç ve iğde çok dayanıklı çıktı. Bunun dışında Süveri Çayı kıyısından aldığımız erik ve ayvalar da iyi durumda. Muhtar Necati Bey'den aldığımız ladinler ve yerel dut ağacı da hayatta kalanlar arasında.

Bu sonbahar dikimlere başlamadık,farklı çalışmalarla yoğun olduğumuzdan dikime pek zaman ayıramadık ama önümüzde daha zaman var. Geçen seneden susuzluğa karşı dayanıklı türler bizim için iyi bir referans olabilir.

Su problemine alternatif çözümler üretmeye çalışıyoruz. Permakültür'de bahsedilen yağmur hendekleri ile yağışlı mevsimlerde toprağı iyice suya doyurmak için ağaçların önüne ve arkasına eğime göre uygun hendekler kazmaya başladık ancak kazıyı insan gücüyle, kazma kürek ile yaptığımızdan oldukça ağır ilerliyor. Yine de bahara kadar küçük meyveliği yağmur hendekleriyle doldurma şansımız var.

Ağaç dikecek yerleri belirlerken dikkat edilmesi gereken birçok etken var. İklime ve diğer mevcut koşullara uygun olması, yayılıcı olup olmadığı, yerel bitki örtüsüne bir zararı olup olmadığı, ışık, su ve toprak ihtiyacı, kullanım amacı ya da fonksiyonu gibi...
Aşağıdaki maddeler ihtiyaçlarımız doğrultusunda dikim çalışmalarımızda nasıl bir yol izlememiz gerektiği konusunda bize ipucları veriyor:

* Bizim için önemli konulardan biri rüzgar siperi. Arazide bulunan karaçalı ve meşeler zaten bu görevi biraz olsun yerine getiriyor. Ancak hem seyrek olduklarından hem de kışın yapraklarını döktüklerinden biraz olsun ibre yapraklılardan destek almayı gerektirebilir. Bostan, kulübe ve oturma alanımızın bulunduğu bölgeye ( yani Zone 0'a) rüzgar siperleri olarak iklime uygun ibre yapraklı ağaç ve çalılardan çam, ladin, göknar, sedir, servi veya kışın yaprağını dökmeyen ateş dikeni gibi parklarda kullanılan türler olabilir.
* Bir diğer önemli konu ise yangın riski. Yazın çok sıcak geçmesi ve maalesef civardaki çiftçilerin tarlalarda otları yakmak için yaktıkları ateş sebebiyle bu yaz ufak çaplı birkaç yangın çıktı. Yangını başlatanların yerel halk tarafından ciddi şekilde uyarılması sonucu bir daha yangın çıkmayacağını umuyoruz ancak biz yine de önlemimizi almak durumundayız. Özellikle çiftçi kulübemizin ahşap olması bizi biraz korkuttu. Ancak yangın riskine karşı arazideki taşları kullanarak yükseltilmiş sebze yatakları yaparak hem küçük çaplı sebze, çeşitli yeşillik, ürettiğimiz kremler için çiçekler yetiştirebilir hem de olası bir yangının kulübeye sıçramasına engel olabiliriz. Bir üçüncüsü yararı ise arazideki yoğun taşlık alanları da yavaş yavaş azaltmak olabilir.
* Kulübenin yukarısındaki küçük meyvelik alana bir sıra yağmur hendeği açtık. Bu alandaki yağmur hendeklerinin sayısını arttırarak hendeklerin çevresine kökleri azot bağlayan baklagillerden ekerek toprağı zenginleştirebilir ve bu alanı küçük bir gıda ormanına çevirebiliriz. Yetiştirdiğimiz baklagiller çiçek açmadan kesip oldukları yerlere bırakırsak hem toprak örtüsü ( malç ) yaparak toprakta nemi tutar hem de uzun vadede çürüyen bitkilerle toprağa yeşil gübre takviyesi yapmış oluruz.
* Bostan çevresine kuzey batı yönünde (bostanın güneşini kesmemesi için kuzey-batı...) geniş yapraklı ağaçlar dikersek sonbaharda yaprakları döküldüğünde bostana malç olabilir. Bir diğer yararı ise ağaç kökleri sert ve killi toprağı yumuşatabilir.
* Çevrede otlayan küçük ve büyükbaş hayvanlar ekip diktiğimiz bitkiler için büyük tehdit oluşturuyor. Bu yüzden bostan, meyvelik ve yaşam alanı olarak belirlediğimiz alanı çitle çevirmemiz gerekiyor. Eğer çitlerin dibine kuşburnu, alıç, böğürtlen gibi ağaç ve çalılar dikersek 2-3 sene içerisinde hem bu bitkilerin dikenli yapıları sayesinde çiti güçlendirmiş olur hem de meyvelerinden faydalanabiliriz.

Bütün bu özelliklerinin yanısıra ne kadar fazla tür ağaç ve çalı dikersek biyolojik çeşitliliği o denli arttırmış olur, herhangi bir kimyasal madde ile toprağı kirletmeden toprağın yapısını iyileştirme şansına sahip olabiliriz. Görsel güzelliğinin yanısıra meyvelerinden faydanalabilir kurumuş dallarını yakacak odun olarak kullanabiliriz.

9 Kasım 2011 Çarşamba

Güz 2011, Kardeş Bitkiler'den haberler:

Kıştan kalma birkaç fotoğrafımız var, onlarla başlayalım. Ocak ayı sonundan bir gün; Tahtacıörencik Köyü'nün evcil hayvanlarından pozlar. Eşelenen köy tavukları, ve tahta çitlerin ardında Ankara Keçileri. Bir  de arazimizden bir siyah sülük:





Sonra bahar. Arazimizde sulamalı tarım koşullarını henüz sağlayamadığımız için, korumaya ve çoğaltmaya çalıştığımız tohumları iki yıldır başka dostlara emanet ediyorduk. Yeşilöz'ün pembe domatesi (aşağıdaki ilk fotoğraf), yine Yeşilöz'ün poposu halkalı domatesi ve küpe domatesi ile Kaş yerli domatesi geçen yıl Güneşköy'de yetişmişti. Bu yıl ise Tahtacıörencik'ten sebzeci Necati Cebeci'nin Süvari Çayı kıyısındaki tarlaları onlara yurt oldu. Sonuçta tohumları artırarak gelecek yıl taşımayı başardık.



Üç yıldur koruyup çoğalttığımız bir de peygamber arpası var. Kavuzu (sert dış kabuğu) olmayan, geleneksel olarak insan beslenmesinde de kullanılan bir çeşit. Bunu kendi arazimizde yetiştirip biraz çoğaltmayı başardık. Bu yıl biraz da arkadaşlarımıza verdik, kendi mekanlarında çoğlatsınlar diye. Bu yıl az miktar da kavılca buğdayı, çavdar, nohut, bakla, acıbakla çıktı arazimizden. Aşağıda Tolga ile Cemal'i, sap ile samanı (ve başağı) birbirinden ayırmaya çalışırken görüyorsunuz.

 

Arazimizde az miktar yaptığımız sulamasız sudanotu (bir çeşit darı) ve karabuğday denemeleri de başarılı. gibi. Tabi onları bizden önce hayvanlar yedi, ayrı mesele:





Baharda Güdül'ün yerli çemen çeşidi keymanı ve bölgeye özgü pamuk çeşitlerini de deneyeceğiz. Kısmetse bir de Süvari Çayı kıyısında yerli kılçıklı çeltik. Bu arada Cemal küçük bostanımızda yükseltilmiş yataklar yaptı. Üzerleri geçen yıldan kalan burçak ile kaplı, güzel görünüyorlar:


Bu kışı da boş geçmeyelim dedik. Ekim ayı sonunda, bu kez Necati Duran'ın köye yakın arazilerinde birer - ikişer dönüme, peygamber arpamızı ve sevgili Balıkçı Mustafa'nın bize gönderdiği sarı buğday ve kavılca buğdayını ektik. Cemal, ben, sevgili Aki ve köyün cevval delikanlısı İbrahim ile birlikte. Tahılların aralarına da yem bitkisi olarak mürdümük, yabani bezelye ve burçak ektik. Elimizdeki çok az miktar üveyik buğdayı, Gürleyik buğdayı ve çavdarı da birkaç gün içinde (biraz gecikmiş olsak da) arazimizdeki küçük alanlara ekmek istiyoruz:


Kardeş Bitkiler kremlerinde ve diğer doğal ürünlerinde de iyice ustalaştık. Artık 7 çeşit doğal kremimiz (aynısafa, mürver, civanperçemi, atkestanesi, sarı kantaron, göğüs ısıtıcı krem, kozmetik olarak da hodan-aynısafa kremi ) var. Bir de ısıtıcı, koruyucu kış iksirimiz. Bunların hangisinin nasıl kullanıldığını ve içindekileri ürün tanıtım sayfamızda anlattık: http://kardesbitkiler.blogspot.com/p/kardes-bitkiler-dogal-urunleri.html

Tahtacıörencik civarından yabani meyvelerle devam edelim: Dağ eriği (sarı olan), alıç, kuşburnu, çakal eriği (mor olan).


ve başka yerlerdekinden çok farklı, çok tatlı yemişen:



Köyden manzaralara devam. Serbest otlayan yerli kara sığırlar (çoğunlukla siyahlar ama boz da olabiliyorlar):


Biraz da şehirden Kardeş Bitkiler manzaraları. Bir ODTÜ buluşmasından (Ali İhsan, cemal, Nilüer, Ülkü, Sevtap ve kucaktakiler; Ilgaz ve Aral):


Baharda ve yazın Tahtacıörencik Köyü ve civarına birkaç gezi düzenlemiştik. Aşağıda çocuklu aileler için yaptığımız bir geziden bir fotoğraf:


Arazimize gittiğimiz zamanlarda neler yapıyoruz?... Aşağıda gördüğünüz gibi, karaçalılarla, meşe öbekleriyle ve özellikle baharda çeşit çeşit bitki ve hayvanla dolu arazimizin ortasındaki ahşap kulübemizin fotoğrafını çekiyoruz mesela. Bazen geceleri bu kulübede kalıyoruz. Ateşimiz de eksik olmuyor tabi:



Süvari Çayı kıyısına inmışsek ve yanımızda balık tutmayı bilen dostlar varsa, balık keyfi yaptığımız da oluyor:



29-30 Ekim'de Ekoyer (Türkiye Ekolojik Yerleşkeler Ağı; ya da GEN Türkiye Ağı) buluşmasını Ankara'da yaptık. 30 Ekim Pazar günü hep birlikte Tahtacıörencik'te ve arazimizdeydik: Güneşköy'den Ali ve İnci Hocalarımız, Evren ve Claire, Kazdağları'ndan Burhan ve Esenay, aynı bölgeden, Bayramiç Cazgirler köyü'nden Ayla, Marmariç'ten Mete, GEN'den hemşehrimiz Deniz, Kardeş Bitkiler'den epey bir zevat, Sinek Sekiz Yayınevi'nden İrem, arkadaşlarımız  Senem, Özgür ve İlke, Bilge, Ebru,...



27 Ağustos 2011 Cumartesi

Kardeş Bitkiler ve Amaçları


Kardeş Bitkiler, insanların doğayla ve birbirleriyle uyumlu ilişkiler içinde olduğu, doğanın ve insan emeğinin sömürülmediği bir dünyayı hayal eden bir grup insanın başlattığı bir ekolojik köy girişimidir. Tahtacıörencik Köyü, Süverkaşı mevkisinde bir ekolojik yerleşim oluşturmayı amaçlar.

Kardeş Bitkiler'in Hedefleri


- Kırsal alanlarda sürdürülebilir tarım ve hayvancılık uygulamaları için modeller oluşturmak
    • Permakültür yaklaşımıyla, çevreye uyumlu arazi tasarımı ve yönetimi
    • Doğal tarım uygulamaları 
    • Tarımsal ve doğal biyoçeşitliliğin artırılması (polikültür, karışık ekim)
    • Yerel tarım bitkilerinin yerinde ekilerek korunması
    • Başta su ve toprak olmak üzere kaynakların verimli ve sorumlu kullanımı
    • Tarım ve hayvancılıkta girdi maliyetlerini azaltan küçük ölçekli uygulamaların tanıtılıp teşvik edilmesi.
      - Kırsal üretimlerin sürdürülebilirliği için model yapılar oluşturmak
        • Köy ve küçük ölçekli çiftlik ürünlerine aracısız erişimin sağlanması
        • Halk destekli tarım modellerinin teşvik edilmesi
        • Köylerdeki kaybolmakta olan üretimlerin ve tekniklerin belgelenmesi ve canlandırılması
        - Doğaya saygılı ekolojik turizm faaliyetlerini desteklemek ve teşvik etmek
          - Kırsal alanlardaki doğal yapıların ve biyoçeşitliliğin belgelenmesine ve korunmasına katkı sağlamak
            - Ülke ve dünya çapında doğal üretim yapan kişi, çiftlik ve diğer oluşumlar arasında işbirliği ve dayanışmayı teşvik etmek

              Kardeş Bitkiler'in Güdül Tahtacıörencik Köyü'ndeki projeleri

              - Yerli tarım bitkilerini korumak ve çoğaltmak için 'yerel bitkiler bostanı' ve 'yerel meyve ağaçları bahçesi' projesi (yerel çiftçilerin katılımıyla)
                • Yerel tarım bitkileri: Leblebilik nohut, keyman, peygamber arpası, haşhaş, pamuk, Güdül domatesi ve diğerleri
                • Yerel meyve ağaçları: Üvez, beyaz kiraz, ceviz, dut, asma çeşitleri, küçük erik, yemişen
                • Diğer yerel ağaçlar: Cehri, sumak, menengiç, vs.
                - Örnek kardeş bitkiler ("companion planting") doğal tarım bahçesi
                  • Tarım bitkilerinin birbirine olan yararlarını gözeterek oluşturulmuş, hiçbir kimyasal ilaç, hormon, katkı, yapay gübre kullanmayan, suyun çok verimli kullanıldığı örnek bir bostan
                  - Küçük bir tıbbi bitkiler bahçesi 

                  - Toprak altında su hasadı projesi
                    • Yüzey sularının toprağın altında depolanabilmesi için su hazneleri ve ceplerinin oluşturulması. Başarılı olması durumunda bu yöntem hem meyvelikler ve bağlarda, hem de sebze ve tahıl üretim alanlarında önemli ölçüde su tasarrufu sağlayabilecektir.
                    - Süvari Çayı kıyısında çeltik ekiminin canlandırılması
                      • Yerli kılçıklı pirincin doğal tarım usulleriyle (doğrudan tohumdan ve fideyle) ekimi. Shu-mei Vakfı Ankara temsilcisi Aki Ozono ve yerel çiftçilerin işbirliğiyle.
                      - Çeşitli gruplara yönelik ekolojik turizm ve eğitim etkinlikleri
                        • Çocuklu ailelere yönelik olarak başlamış olan Çocuk Ve Doğa gezilerinin genişletilmesi ve düzenli hale getirilmesine destek vermek
                        • Çeşitli gruplara yönelik köy gezileri, doğa yürüyüşleri ve kamplar
                        • Öncelikle çocuklara yönelik olarak doğal yaşam ve kırsal üretim eğitimlerinin verilebileceği bir alanın oluşturulması
                        - Süverkaşı mevkisi ve Süvari Çayı başta olmak üzere bölgenin biyolojik çeşitliliğinin belgelenmesi (fotoğraf ve günlüklerle), sergilenmesi ve korunmasının teşvik edilmesi.
                          - Köye ve ilçeye sosyal, ekonomik ve ekolojik yarar sağlayacak faaliyetlere destek verilmesi
                            • Ekolojik ahşap oyuncak üretimi ve iş eğitimi projesi
                            • Tiftik çorap ve kazak üretimi projesi 
                            • Geleneksel doğal üretimlerin sürmesinin teşvik edilmesi; örneğin köy yumurtası, yerli sığır et ve süt ürünleri, doğal-ekolojik tarım ürünleri
                            • Doğal ürünlerin aracısız satışı için altyapıların oluşturulması

                            21 Temmuz 2011 Perşembe

                            Kardeş Bitkiler Doğal Ürünleri: Doğal Kremler, Sıvı Propolis, Doğal Marmelatlar ve Meyve Özleri

                            Kardeş Bitkiler ekibi olarak doğal kremler üretmeye devam ediyoruz: Mürver Kremi, Sarı Kantaron Merhemi, Aynısafa Merhemi, Civanperçemi Kremi, Sıvı Propolis, Hodan-Aynısafa Kremi, Atkestanesi Kremi, Isıtıcı Göğüs Kremi ve son olarak, Kış İksiri...

                             












                            Önemli not: Bu ürünlerin hiçbiri “ilaç” değildir, ilaçların alternatifi de değildir. Sadece doğal destek ürünleridir! Uzman hekimlerce uygulanacak tedavilerin yerini tutmazlar. Yalnızca sağlığın korunmasına ve iyileşme sürecinin desteklenmesine katkı sağlayabilirler. Önemli yaralanmalar, yaralar, yanıklar ve şişliklerde hemen tıbbi yardım alın!


                            Bilgi istekleriniz için ctemurcu@gmail.com adresine yazabilirsiniz. Kremlerden edinmek isteyen arkadaşlar için seçenekler:


                            • Hoşdere Caddesi (Ankara) 80/C (Özgül ve Şenol'un Doğal Ürünler Dükkanı). Özgül cep: 0555 967 58 41.
                            • Bayramiç (Çanakkale) Yeniköy ekolojik yerleşkesi
                            • Alıcı ödemeli kargo ya da elden teslim için ctemurcu@gmail.com adresine yazabilir, ya da buradaki sipariş formunu doldurabilirsiniz (Sipariş formunu kullananlar için kontrol listesi burada).
                            EK BİLGİLER

                            Kremler 40 cc’lik cam kavanozlarda. Her kremin yanında küçük bir açıklama notu da veriyoruz. Kremlerin kullanım ömrü 1 yıl civarında. Olabildiğince serin yerde tutmanızda yarar var; aşırı sıcakta (örn. güneş altında kalmış arabada) eriyebilirler.

                            Ürünlerimizde kullandığımız bitkileri kendimiz, kirlilikten uzak bölgelerden topluyor ya da bunu yapan dostlarımızdan temin ediyoruz. Kremlerde baz olarak doğal sızma zeytinyağı, kıvam artırıcı olarak doğal balmumu (bulabildiğimiz ölçüde karakovan balmumu) kullanıyoruz. Uçucu yağlar için sentetik değil, doğal damıtma yağları tercih ediyoruz.
                            Kremlerin içeriklerini ve etkili oldukları alanları aşağıda bulabilirsiniz. Kremlerin hepsinde ortak olan doğal zeytinyağı ve balmumu kendi başlarına iyileştirici, besleyici etkiye sahipler. Her dört bitki de sıkıştırıcı-sağlamlaştırıcı (astringent) etki gösterdiği bütün yüzeysel yaralarda belirli bir etkinliğe sahipler. Ancak tabi ki hepsi "her derde deva" değil! Genel tavsiyelerimiz aşağıda:


                            Kullanım önerileri
                            • Alerjik kabartı ve kaşıntılarda: destekleyici olarak aynısafa merhemi, mürver kremi veya sarı kantaron merhemi
                            • Basurda (hemoroitte): Atkestanesi kremi ve civanperçemi kremi (tercihen ikisi dönüşümlü).
                            • Böcek sokmalarında: (sivrisinek, arı, örümcek ve diğer; alerjik reaksiyonlarda hemen tıbbi yardım alın): Öncelikle mürver kremi, veya sarı kantaron merhemi
                            • Burkulmalarda: mürver kremi, aynısafa merhemi, veya sarı kantaron merhemi
                            • Cilt lekelerinde: Hodan-aynısafa kremi
                            • Dışsal sebepli kaşıntı ve tahrişlerde: Öncelikle mürver kremi, veya aynısafa merhemi.
                            • El, ayak ve dudak çatlaklarında: Hodan-aynısafa kremi, mürver kremi veya aynısafa merhemi.
                            • Eziklerde ve şişliklerde: (Kafatasındaki ciddi şişliklerde hemen tıbbi yardım alın. Şişmenin engellenmesi olumsuz sonuç verebilir!) öncelikle aynısafa merhemi, veya mürver kremi
                            • Güneş yanıklarında Sarı kantaron merhemi veya aynısafa merhemi.
                            • Hafif yanıklar ve haşlanmalarda: (Önemli yanıklarda acil tıbbi yardım alın!) Öncelikle sarı kantaron merhemi, veya aynısafa kremi.
                            • Isınmayan el ve ayaklar için: Dahilen Kış İksiri, haricen Isıtıcı göğüs merhemi
                            • Kas ağrılarında ve sertliklerinde: Hodan-aynısafa kremi veya mürver kremi
                            • Kırışıklıklar ve cilt sarkmalarında: Atkestanesi kremi
                            • Mantarda (ayak mantarı dahil) ve egzemada: Aynısafa merhemi
                            • Morarmalarda, yüzeysel kan oturmalarında ve kılcal damar çatlaklarında: Civanperçemi kremi
                            • Nefes darlığında: Göğse ve sırta sürmek için mürver kremi.
                            • Nemlendirici (günlük bakım) olarak: Hodan-aynısafa kremi, aynısafa merhemi veya mürver kremi
                            • Pişikte: Aynısafa merhemi
                            • Sertleşmiş deride: Hodan-aynısafa kremi, aynısafa merhemi veya mürver kremi
                            • Sivilcede (aknede): Sıvılaştırılmış propolis. Eğer cilt çok yağlı değilse ayrıca civanperçemi kremi
                            • Siyatikte, eklem ağrılarında, sinirsel ağrılarda ve romatizmada: Öncelikle sarı kantaron merhemi, veya aynısafa merhemi
                            • Soğuk algınlığı ve gribe karşı önlem olarak: Dahilen Kış İksiri
                            • Soğuk algınlığı ve öksürükte: Göğse ve sırta sürmek için ısıtıcı göğüs kremi, ayrıca mürver kremi
                            • Topuk çatlaklarında: Hodan-aynısafa kremi, aynısafa merhemi veya mürver kremi
                            • Uçukta Öncelikle kantaron merhemi, veya aynısafa merhemi.
                            • Varis vb. dolaşım sorunlarında: Atkestanesi kremi ve civanperçemi kremi (tercihen dönüşümlü).
                            • Yüzeysel iltihaplar ve çıbanlarda: Civanperçemi kremi
                            • Yüzeysel yaralarda: Aynısafa merhemi, sarı kantaron merhemi veya mürver kremi

                            Kış iksiri

                            70 cc, damlalıklı şişe
                            İçindekiler (5 litre için):
                            • 5 lt elma sirkesi (Hüseyin Genç – Üç Elma Doğal Tarım Çiftliğinden Amasya elmalarından)
                            • 0,3 lt rendelenmiş taze zencefil (Marketten)
                            • 12 diş rendelenmiş sarımsak (Kastamonu Taşköprü’den)
                            • 0,2 litre rendelenmiş soğan (Güneşköy’den)
                            • 6 gr acı biber (Tahtacıörencik; Necati Duran bahçesinden )
                            • 1/2 çorba kaşığı çemen (boyutu) unu (Aktardan)

                            Doğal bağışıklığı destekleyerek enfeksiyonlara karşı koruma sağlar. Kan dolaşımını uyararak bedeninin ısıtır. Zayıf bünyelerin güçlendirilmesinde, iştahsızlığın önlenmesinde, sindirimin desteklenmesinde ve şişkinliğe karşı da kullanılabilir.
                            Ana bileşenler olan zencefil, sarımsak ve biber kan dolaşımını hızlandırıp yüzeye yakın damarları açar. Böylece ısınmayan el ve ayakların ısınmasını sağlar. Soğan ve az miktarda eklenen çemen güçlendirici, öksürükte ve gripte yatıştırıcıdır.Yetişkinler için önerilen ölçü: Sabahları aç karna 40 damla (= 2 cc = bir çay kaşığı), ya da sabah-akşam 20'şer damla, bir bardak ılık suya katılarak içilir. 1 tatlı kaşığı bal ya da pekmez katılabilir. Kullanmadan önce çalkalayın.

                            Mürver kremi

                            40 cc cam kavanoz

                            İçindekiler:
                            • Taze mürver yaprağı – 5 ölçü
                            • Kurutulmuş mürver çiçeği – 1 ölçü
                            • Taze sinirotu – 2 ölçü
                            • Doğal sızma zeytinyağı
                            • Az miktar kuru mercanköşk
                            • Doğal balmumu
                            • Limon ve limon çekirdeği uçucu yağı
                            Taze mürver yaprakları, taze sinirotu, kurutulmuş mercanköşk ve mürver çiçeğinin zeytinyağı içinde ısıtılmasıyla elde edilen yağa doğal balmumu ve limon uçucu yağı eklenmesiyle yapılmıştır.
                            Bileşenlerin etkileri:
                            • Mürver (Sambucus nigra): Yumuşatıcı (emollient), çiçekleri hafif doku sıkılaştırıcı (astringent). Ezikler, burkulmalar ve yaralara karşı çok etkili, derinlemesine etkisinden dolayı göğüs yumuşatıcı
                            • Sinirotu (Plantago lanzeolata): Doku sıkılaştırıcı (astringent), antiseptik, yumuşatıcı (emollient). Yaralar, kesikler, böcek sokmaları, yüzeysel enfeksiyonlar.
                            • Limon çekirdeği ve limon uçucu yağı: Böcek sokmalarında dindirici, antiseptik
                            Kremin özellikle etkili olduğu alanlar:
                            • Böcek sokmaları (sivrisinek, örümcek, vs.) ve diğer kaşıntılı haller. Çok kısa sürede kabarıklığı giderir, kaşıntıyı ve ağrıyı alır.
                            • Doku sıkıştırıcı ve antiseptik etkilerden dolayı bütün yüzeysel yaralar
                            • Yumuşatıcı etkisinden dolayı el ve ayaklardaki sertleşmiş deri ve çatlaklar. Aynı etkiden dolayı salt kozmetik amaçlı da kullanılabilir.
                            • Yumuşatıcı ve yara iyileştirici etkilerinden dolayı burun içi yaraları.
                            • Serinletici ve dindirici etkisinden dolayı şişlikler, yangılı kızarıklıklar
                            • Özellikle kışın, soğuk algınlığı gibi nedenlerde solunum zorluğunda, derinlemesine yumuşatıcı etkisinden dolayı sırt ve göğse sürüldüğünde nefes açıcı, rahatlatıcı

                            Sarı kantaron merhemi

                            40 cc cam kavanoz

                            İçindekiler:
                            • Taze sarı kantaron (binbirdelikotu – Hypericum perforatum) bitkisi (çiçek, yaprak, sap)
                            • Doğal sızma zeytinyağı
                            • Doğal balmumu
                            • Az miktar kekik uçucu yağı
                            Sarı kantaronun harici etkileri:
                            • İltihap giderici, yara iyileştirici, doku sıkıştırıcı (astringent), kramp çüzücü, ağrı kesici, antiseptik, antiviral.
                            Özellikle etkili olduğu alanlar
                            • Her tür yanık, haşlanma ve güneş yanığında (önemli yanıklarda öncelikle acil tıbbi müdahale alınız!)
                            • Yaralarda iyileştirici ve mikrop kırıcı olarak
                            • Antiviral etkisinden dolayı dudak uçuklarında, burun içi yaralarında ve zonada
                            • Sırt ve bel ağrılarında, siyatikte, eklem ağrılarında, sinirsel ağrılarda ve romatizmada friksiyon şeklinde

                            Aynısafa merhemi

                            40 cc cam kavanoz

                            İçindekiler:
                            • Taze aynısafa bitkisi (Calendula officinalis – çiçek, yaprak ve sap)
                            • Doğal sızma zeytinyağı
                            • Doğal balmumu
                            • Az miktar menekşe uçucu yağı
                            Taze aynısafa bitkisinin soğuk sıkım sızma zeytinyağı içinde ısıtılmasıyla elde edilen yağa doğal balmumu ve menekşe uçucu yağı eklenmesiyle yapılmıştır.
                            Aynısafa bitkisinin harici etkileri:
                            Lokal cilt sorunlarının giderilmesinde kullanılan en önemli bitkilerdendir. Antibakteriyel, antifungal (mantarlara karşı etkili), astringent (doku sıkıştırıcı; yara iyileştirici) ve derinlemesine yumuşatıcı özellikleri öne çıkar.
                            Özellikle etkili olduğu alanlar
                            • Bütün yüzeysel yara ve yanıklarda, güneş yanıklarında ve yüzeysel iltihaplanmalarda etkilidir
                            • Çarpmalardan kaynaklanan eziklerde ve şişliklerde çok hızlı iyileştirici etki gösterir.
                            • Mantarlarda düzenli kullanıldığında enfeksiyonu ortadan kaldırır. Sedef ve egzama tedavisinde destekleyicidir.
                            • Bebeklerin pişiklerinin önlenmesinde ve giderilmesinde çok etkilidir.
                            • Ameliyat yaralarında (yara kapandıktan sonra) iyileşmeyi hızlandırır, gerginliği giderir.
                            • Zor iyileşen yaralarda başarıyla kullanılabilir.
                            • Cilt lekelerini ve hatta küçük et benlerini giderebilir.
                            • Yüzeye yakın kas ağrıları, kas yırtılmaları, sırt ve boyun ağrısında hafif friksiyonlarla dindirilebilir.
                            • Çatlayan dudaklar, el ve ayaklardaki çatlaklar için yumuşatıcı ve iyileştiricidir.
                            • Uçuklarda iyi sonuç verdiğine dair bildirimler vardır.

                            Civanperçemi kremi

                            40 cc cam kavanoz

                            İçindekiler:
                            • Taze civanperçemi bitkisi (Achillea millefolium – çiçek, yaprak ve sap)
                            • Doğal sızma zeytinyağı
                            • Doğal balmumu
                            • Az miktar çay ağacı uçucu yağı
                            • Az miktar biberiye uçucu yağı
                            Taze civanperçemi bitkisinin zeytinyağı içinde güneşte bekletilmesiyle elde edilen yağa doğal balmumu ve çay ağacı+biberiye uçucu yağları eklenmesiyle yapılmıştır.
                            Bileşenlerin harici etkileri:
                            • Civanperçemi: Nemlendirici, güçlü antiseptik, doku sıkıştırıcı ve sağlamlaştırıcı (astringent), kan akışını düzenleyici, iltihap giderici.
                            • Az miktarda eklenen çay ağacı yağı (Oleum Melaleuca Alternifolia) dezenfekte edici ve iltihap gidericidir.
                            Özellikle etkili olduğu alanlar:
                            • Nemlendirici ve antiseptik etkilerinden dolayı rutin cilt bakımında kullanılabilir.
                            • Çıbanlarda ve yüzeysel iltihaplı yaralarda etkilidir.
                            • Eziklerde, yüzeye yakın kan oturmalarında (koyu renkli lekeler), kılcal damar çatlaklarında kan akışını düzenleyerek iyileşme sağlar.
                            • Küçük kesiklerde ve yüzeysel kanmalarda kanı durdurur (Açık yaralarda kullanmayınız: Hızlı yara kapatıcı özelliği yarardan çok zarar verebilir!)
                            • Kan akışını düzenleyici etkisinden dolayı variste ve basurda (hemoroit) hafif friksiyonlar rahatlatıcıdır.
                            • Sıkıştırıcı, iltihap giderici ve antiseptik etkilerinden dolayı aknede (sivilcelerde) denenebilir.

                            Hodan-Aynısafa kremi

                            40 cc cam kavanoz
                            İçindekiler:
                            • Taze hodan bitkisi (Borago officinalis) – çiçek, yaprak ve sap
                            • Taze aynısafa bitkisi (Calendula officinalis) – çiçek, yaprak ve sap
                            • Sızma zeytinyağı
                            • Doğal balmumu
                            • Az miktar kayısı yağı
                            • Az miktar melisa uçucu yağı
                            Taze hodan ve aynısafa bitkilerinin saf zeytinyağı içinde ısıtılmasıyla elde edilen yağa doğal balmumu ve uçucu yağların eklenmesiyle yapılmıştır.
                            Aynısafa çeşitli cilt problemlerinde etkili başarıyla kullanılabilen çok yönlü bir bitkidir. İyileştirici özelliklerinin yanında, nemlendirici ve yumuşatıcı etkisi öne çıkar. Hodan bitkisinin yaprakları  yüksek oranda silika, müsilaj, potasyum nitrat ve benzeri tuzlar içerir. Bu özellikleriyle cildi ve altındaki bağdokusunu besler ve nemlendirir. Yaprakları ve bir ölçüde çiçekleri, doku koruyucu (demulcent), nemlendirici (emollient) ve yatıştırıcı (lenitive) özellik gösterir. Bu iki bitkinin özellikleri ile saf zeytinyağının, doğal balmumunun, kayısı ve melisa yağlarının koruyucu-besleyici etkilerini birleştiren bu ürün, günlük kullanım için ideal bir bakım kremidir.
                            Önerilen kullanım alanları

                            • Günlük bakım kremi ve nemlendirici olarak
                            • El, ayak ve dudaklardaki çatlaklarda
                            • Cilt lekelerinde
                            • Tahrişlerde
                            • Yüzeysel yaralar ve şişliklerde
                            • Bebeklerin pişiklerinde

                            Atkestanesi kremi

                            40 cc cam kavanoz
                            İçindekiler:
                            • Atkestanesi (meyve içi, az miktarda kabuk ve yaprak; ODTÜ kampüsünün trafikten uzak bölgelerinden)
                            • Sızma zeytinyağı
                            • Doğal balmumu
                            • Soğuk pres çörekotu yağı
                            • Az miktar mersin yağı
                            • Az miktar lavanta yağı
                            Rendelenmiş atkestanesi içi, kıyılmış kabuk ve yaprakların saf zeytinyağında, orta ısıda uzun süre tutulması sonucu elde edilen yağa çörekotu yağı, doğal balmumu ve uçucu yağların eklenmesiyle yapılır.

                            Atkestanesinin tohum, yaprak ve kabukların, kan damarlarını güçlendirici ve sağlamlaştırıcı, ayrıcı cildi sıkılaştırıcı özellikler gösterir. Bu özellikleriyle, varisin ve basurun (hemoroit) bilinen en etkili doğal devasıdır. Çörekotu yağı, mersin ve lavanta uçucu yağları da bu etkiyi güçlendirici özellik gösterir. Atkestanesi, kırışık giderici kremlerin ana etken maddesidir. Kremin sıkılaştırıcı etkisinden dolayı göz altı torbalanmalarında, cilt sarkmalarında, gevşemiş derinin sağlamlaştırılmasında da kullanılabilir. Ciltteki büyümüş gözenekleri kapatır, kırmızı kılcal damar çatlamalarının etkilerini yok eder. Göğsü yumuşatıp öksürüğü kestiği, ayrıca romatizma ve mafsal ağrılarına iyi geldiği de söylenir.
                            Önerilen kullanım alanları:
                            • Varis
                            • Basur (hemoroit)
                            • Kılcal damar çatlamaları
                            • Cilt sarkmaları ve kırışıklıklar
                            • Öksürüğe karşı göğüs merhemi olarak
                            • Kas ağrılarında friksiyon olarak

                            Isıtıcı göğüs kremi

                            40 cc cam kavanoz
                            İçindekiler:
                            • Taze aynısafa bitkisi (çiçek, yaprak, sap)
                            • Sızma zeytinyağı
                            • Dövülmüş tane zencefil
                            • Doğal balmumu
                            • Az miktar dövülmüş karabiber
                            • Az miktar çam esansı
                            Aynısafa bitkisi, zencefil ve az miktarda karabiberin zeytinyağında ısıtılıp süzülmesiyle elde edilen özüte doğal balmumu ve çam esansı eklenmesiyle yapılmıştır.
                            Aynısafanın yumuşatıcı etkisi ile zencefil ve karabiberin ısıtıcı etkisini bileştirir. Özellikle sonbahar ve kış aylarında, soğuk algınlığı (nezle veya diğer üst solunum yolları enfeksiyonları) ortaya çıktığında* akciğerlerin korunması amacıyla, gece yatmadan önce göğüs ve sırta sürülerek uygulanır. Kremin uygulandığı bölgenin hafifçe ısıtılmış bir havlu veya bez ile örtülmesi önerilir. Ayakların ısıtılması için de aynı şekilde kullanılabilir.
                            * Soğuk algınlığı, nezle, grip ve üs solunum yolları enfeksiyonlarına karşı koruyucu olarak Kış İksiri’ni öneriyoruz.

                            Kuşburnu Marmelatı

                            210 cc cam kavanoz
                            İçindekiler:
                            • Taze kuşburnu meyvesi (ODTÜ Kampüsünün kirlilikten uzak bölgelerinden)
                            • Şeker
                            Ayıklanıp yıkanan kuşburnu meyveleri yumuşayana kadar haşlanır ve kevgirden geçirilir. Şeker katılıp bir süre kaynatılır. Marmelat olarak ya da sulandırılıp soğuk içecek olarak tüketilebilir.

                            Alıç Marmelatı

                            210 cc cam kavanoz
                            İçindekiler:
                            • Taze alıç meyvesi (ODTÜ Kampüsünün kirlilikten uzak bölgelerinden)
                            Ayıklanıp yıkanan alıç meyveleri yumuşayana kadar haşlanır ve kevgirden geçirilir. Doğal haliyle, şekersiz tüketilebilir, ya da tercih edilen bir tatlandırıcı (bal, pekmez, şeker, pancar şurubu) ilavesi yapılabilir. Alıç meyvesinin kalp kaslarını güçlendirici etkisi iyi bilinir.

                            Mahonya meyve özü

                            210 cc cam kavanoz
                            İçindekiler:
                            • Taze mahonya (Mahonia aquifolium) meyvesi (ODTÜ Kampüsünün kirlilikten uzak bölgelerinden)
                            • Doğal çiçek balı (Tahtacıörencik Köyü – Arif Yıldırım’dan)
                            Mahonya Kuzey Amerika kökenli, çalı formunda bir bitkidir. Meyveleri güvenle yenebilir olmakla birlikte, tadının ekşi olması ve çok sayıda büyük çekirdeği olmasından dolayı bu özelliği pek bilinmez. Oysa önemli  bir C vitamini  kaynağıdır. Akrabası olan karamuk (berberis; amberparis) bitkisi gibi, meyvelerinde bolca C vitamini ve anti-alerjik bileşenler vardır. ODTÜ Kampüsünde peyzaj bitkisi olarak yaygın şekilde dikilmiş olan mahonya, son yıllarda özellikle orman alt tabakasında kendiliğinden yayılmaktadır.
                            Ayıklanıp yıkanan mahonya meyveleri hafifçe haşlanır ve kevgirden geçirilir. Soğuduktan sonra, koruyucu ve tatlandırıcı olarak 1/3 oranında bal eklenir. Marmelat olarak ya da sulandırılıp limonata benzeri soğuk içecek olarak tüketilebilir. Pişmiş nişasta ile karıştırılatak pasta ve tatlılarda sos-jöle olarak kullanılabilir.

                            Karamuk meyve özü

                            210 cc cam kavanoz
                            İçindekiler:
                            • Taze karamuk (Berberis vulgaris/Berberis thunbergii) meyvesi (ODTÜ Kampüsünün kirlilikten uzak bölgelerinden)
                            • Doğal çiçek balı (Tahtacıörencik Köyü – Arif Yıldırım’dan)
                            Yaygın karamuk (Berberis vulgaris; amberparis, kadın tuzluğu, boyacı kökü) Orta Anadolu’da bolca bulunan, toprak ve su yönünden kanaatkar, çalı formunda bir bitkidir. Akrabası olan Japon karamuğu (Berberis thunbergii) ülkemizde park ve bahçelerde dekoratif bir peyzaj bitkisi olarak yaygın şekilde kulanılmaktadır. Japon karamuğu son yıllarda ODTÜ kampüsünün yabanıl alanlarına da yayılmaya başlamıştır. Her iki karamuk türünün de meyveleri yenir, ama küçük ve çok ekşi olmasından dolayı bu şekilde fazla kullanılmaz. Meyveler C vitamini ve anti-alerjik bileşenler içerir.
                            Karamuk meyveleri hafifçe haşlanır ve kevgirden geçirilir. Soğuduktan sonra koruyucu ve tatlandırıcı olarak 1/3 oranında bal eklenir. Marmelat olarak ya da sulandırılıp limonata benzeri soğuk içecek olarak tüketilebilir. Pişmiş nişasta ile karıştırılatak pasta ve tatlılarda sos-jöle olarak kullanılabilir.

                              22 Haziran 2011 Çarşamba

                              21 Haziran Kardeş Bitkiler köyünden haberler

                              18-21 haziran arası (Nilüfer,Cemal) Kardeş Bitkiler köyündeydik. 18 haziran günü birkaç saat boyunca yağmur yağdı, kulübemize de bir miktar su sızdı, bu yazın sonuna kadar bu problemin üstesinden gelmemiz gerekecek. Cuma günkü yağıştan sonra hava epey ısındı ve yaz kendini hissettirmeye başladı. Bostanımıza ve geçen sene sonbaharda diktiğimiz ağaçlarımıza bakıldığında durumlarının oldukça iyi olduğu görülebiliyor, anlaşılan yağışlı havalar bizim bitkilere yaradı.

                              Ağaçlardan başlamak gerekirse,
                              Akdut resimdede görüldüğü gibi oldukça sağlıklı.

                              Ayaş'ın dutları gibi Güdül ve Tahtacıörencik'in de dutları son derece özel ve lezzetli, geçen sonbaharda diktiğimiz bu dut fidanı bu yörenin yerel türü. Bildiğimiz akdutlara göre oldukça iri olan bu tür çok lezzetli, umarım kazasız belasız bu ağacı büyütebiliriz. Şimdilik karaçalıların dikenli dalları ile büyük ve küçükbaş hayvanlardan korumayı başarabildik.

                              Cevizlerde yine bu yörenin yerel cevizlerinden


                              Bostana bir göz attığımızda Yeşilöz küpe domatesleri olgunlaşmaya başladı, yavaş yavaş kızarmayı bekliyorlar.

                              Eğer yabani hayvanlar bizden önce davranmazlarsa birkaç hafta içinde domates yemeye başlayabiliriz.

                              Özellikle eşek baklalarının hepsini küçük siyah böcekler bastı ama yine de meyveleri olgunlaşmış, yakında hasat edilebilir. Siyah böceklerin de bir şekilde uğur böceklerini çektiğini düşünüyorum çünkü uğur böceği nufüsü ciddi şekilde arttı. Acıbaklalarda ise böcek yok, onların meyveleri de olgunlaşıyor.



                              Patlıcanların gelişimden çok memnun olmamakla birlikte iyi kötü büyüyorlar :) Bazıları nispeten daha iyi gelişti.



                              Nohutlar oldukça iyi durumda, başta bunları burçakla karıştırdığımız için çıkmadıklarını düşündük ancak taneler olgunlaşınca farkettik.


                              Turplar da çiçek açtı


                              Sadece bir adet aynısafa çıkmış yeni farkettik. Belki de yoğun otların arasında ancak bir tane hayatta kalabildi.




                              Sonuçta biraz zamansız,biraz plansız ve biraz da karışık ekim yapmamıza rağmen toprak bize cömert davrandı. Çok az müdahale etmemize rağmen şimdiye kadar başarılı olduk diyebiliriz. Biraz meşe yaprakları ile örtü, biraz da yabani otları yolarak yolumuza devam ediyoruz.

                              14 Haziran 2011 Salı

                              14 haziran Kardeş Bitkiler Bostanı

                              Bu sefer bostan ve ağaçlarımıza çok hızlı bir şekilde göz atabildik, fotoğraf çekme şansımız olmadı.
                              Domateslerden erken dikilen 2 fide çok iyi durumda, üzerinde henüz yeşil domatesler de mevcut. Diğer sonradan dikilen fideler ise ne iyi ne kötü belki havalardan belki de başka sebeplerden çok çok iyi gelişemediler. Patlıcanlar da zayıf kaldı ama hala ürün alma şansımız var. Biberler de vasat durumda. Aslına bakılırsa 2-3 hafta içinde durum daha da netleşir.
                              Tabi, Kardeş bitkiler bostanında sebze yetiştirme sürecinde 1-2 defa dışında hiç sulama yapmadığımız (bu süreçte anormal derecede yağmur yağdı), gübre ve hiçbir şekilde kimyasal kullanmadığımız, çapalama ve budama gibi fiziksel müdahalelerde bulunmadığımız göz önüne alınırsa az miktarda da olsa ürün aldığımız takdirde başarılı sayılabiliriz.

                              Sebzelerimiz için şimdiye tek yaptığımız bitkilerin dibine meşe yaprağı ile malçlama (toprak örtüsü) yapmak oldu.

                              Önceki yazılarda yayınladığımız fotoğraflarda da görülebileceği gibi karmakarışık bir bostanımız oldu. Yıllarca geleneksel yöntemlerle tarımla uğraşmış çiftçileri oldukça kızdıran bir durum bu. Bir şekilde düzenli,simetrik, yabani otların temizlendiği bir tarlaya alışmış, periyodik olarak budanan, çapalanan sebzelerle yapılan tarımdan çok farklı bir metod uyguladığımızdan bir türlü kafalarına yatmadı.

                              Eşek baklalarımız bir takım küçük böcekler tarafından istila edildi, tüm çiçekleri yendi sanırım eşek baklalarından tohum alamayacağız. İlginç bir şekilde henüz baklalardaki böcekler diğer sebzelere yayılmadı.

                              Acıbaklalarımız iyi durumda neredeyse hepsi çiçeklendi, sanırım bizim bostana eşek baklasından daha iyi uyum sağladılar.
                              Arpalarımızın bir kısmı sarardı birkaç hafta sonra hasat edilebilir.
                              Turplarımızın çoğu çiçek açtı ve iyi geliştiler.