22 Temmuz 2009 Çarşamba

Kardeş Bitkiler Bahçesi - Yaz Ortası Raporu

Bugün 22 Temmuz. Bahçeye en son ziyaretimizi 19 Temmuz Pazar günü yaptık.

Hikayemize kaldığımız yerden devam edersek; Haziran başında bahçe işlerine devam etme noktasında küçük bir kriz yaşamıştık. Keleş Dayı'nın ve Hatice Yenge'nin hastalıkları, sonrasında Ankara dışına çocuklarının yanına gitmeleri nedeniyle bakım ve sulama işlerimiz çok aksamıştı. Haftada 1 ya da 2 kez gitmek yetmiyordu, sebzelerimizi yeterince sulayamıyorduk. Bahçeye gidebildiğimiz zaman bile "salma sulama" yöntemine hakim olmadığımız için zorluk çekiyorduk. Salma sulamada arkların (su kanallarının) yapılış şekli çok önemli. Yeterince derin olmaları, köşelerin yumuşak kıvrılması vs. lazım. Bitkiler biraz geliştikten sonra arkları sıralardan biraz uzaklaştırarak bitki köklerine toprak doldurmak gerekiyor. Ayrıca her sulamada elinde bel ve kürekle suyu izlemek, gerekli olduğunda toprağı çekip çevirerek suyun akışını yönlendirmek gerekiyor. Biz bunların pratiğine hakim olmadığımız için epey bir zorluk yaşadık. Memet'in, sağından solundan yırtılan arkları onarmak için elinde bel, ter içinde oradan oraya koştururkenki halini unutmayacağım.

Bu noktada önemli bir şey öğrendik; salma sulama yöntemi, uygulamaya çalıştığımız ekolojik tarım teknikleri için de uygun değil. Nedenleri:

1) Çok fazla su kullanmak gerekiyor. Bu suyun büyük kısmı da bitkilerce kullanılamadan toprağın derinliklerine gidiyor.
2) Su aşağı süzülürken topraktaki besin maddelerini, mineralleri de alıp derinlere götürüyor, ayrıca bir ölçüde yüzey erozyonuna sebep oluyor.
3) Arkların içinde ve çevresindeki istem dışı 'sulama' nedeniyle yabani otlar güç kazanıyor.
4) Bu yabani otlarla mücadele için çapalama (makineyle ya da el ile) kaçınılmaz oluyor ve bu da toprağın verimli üst tabakasını bozuyor.
5) Arklar çok yer kapladığı için arazinin verimli kullanımını engelliyor. Sıra aralarında yardımcı bitki (canlı gübre, örtü bitksi vs.) kullanmak da mümkün olmuyor.
6) Arkların açılması, bakımı, suyun yönlendirilmesi ve yabani otlarla mücadele yoğun emek gerektiriyor.

Salma sulamanın zorluklarından yılmışken, tahmin edebileceğiniz üzere, aklımızdan "keşke damlama sulamamız olsaydı" düşüncesi geçiyordu. Gerçi bunu en başta da düşünmüştük ama paramız yoktu. Memet'in teşviki ile, denemek üzere ucuz bir sistem kurmaya karar verdik; Rüzgarlı'dan koca bir musluklu bidon, 70 metre damla sulama borusu ve meme uçları temin edip bir koşu bahçeye vardık. 13 Haziran'da, yaklaşık 30 TL'lik maliyetle aşağıda gördüğünüz sistemi kurduk:



Bu arada bazı bitkilerin diplerine, suyu daha uzun süre koruyabilmeleri için, papatya ve diğer yabani otlardan malç yaptık:



13 Haziran'da bahçemizdeki bitkilerden resimler:

Çörekotu:



Bu da bir yabani bitki. Çörekotuna çok benziyor (olasılıkla yabani bir çörekotu), ama rengi farklı ve çok daha görkemli! Ne yazık ki yabani ot kıyımı sırasında bu bitkiyi yanlışlıkla biçmiş bulundum:



Keten (az bilinen diğer adıyla, lepiska):



Bunlar da o günkü ekipten kareler:



Damlama sulama ve malç çözümleri bizi kısmen rahatlattı. En azından devam etmek için motivasyon sağladı. Bidonu öğlenden dolduruyor, akşamüstü domates ve salatalıklarımız damla damla sulanırken biz de hortumla geri kalan yerleri suluyorduk. Bir süre böyle devam ettik. Fakat Temmuz başında Keleş Dayı bahçeye döndüğünde sulama borularımızı kaldırdı, arkları bize tamir ettirdi ve kendisinin daha iyi bildiği salma sulama sistemine geri döndü!

Bu süreçte bahçemizin alt kısmında kalan birçok fide yetersiz sulamadan dolayı kurudu. Biz de görece kolay sulayabileceğimiz sıralara odaklandık. Şu an itibariyle bahçemizde iyi durumda olan ürünler şunlar: Domates (çoğu henüz yeni çiçeklendi), kişniş (çok miktarda; tohumları olgunlaşmak üzere), ayçiçeği (kocaman açtılar, Keleş Dayı olgunlaşınca kuşlardan bize bir şey kalmayacağını söylüyor), mısır (baş tutmak üzereler), balkabağı (çiçekte), maş fasülyesi (haftaya hasada hazır olur), çörekotu (yarısını hasat ettik bile), mürdümük (çoktan olgunlaşmıştı, yeni topladık), az miktarda keten (tohumların bir kısmını topladık), aynısafa (sürekli yeniden çiçek açıyor, bir kısmını toplayıp merhem yaptık). İşte 19 Temmuz resimleri:

Ayçiçeği-Günebakan-Gündöndü (nedense akşamüstüleri güneşin tersi yöne dönüyor; acaba güne değil aya mı bakıyor?):



Ayçiçeklerinin arasındaki maş fasülyeleri, diğer yanda kişniş, arada da meraklı bir çocuk:



Fideden yetiştirdiğimiz ve malçla desteklediğimiz Kalkan domatesleri. Turşuluk kıvamdalar. Diğer (tohumdan yetiştirdiğimiz domatesler) daha yeni çiçek açıyor:



Çörekotu ve keten. Kapsüller olgunlaşmış:



Alt kısımdaki domateslerimizin arasındaki maydanoz ve sağ üst kısımdaki domateslerin arasından topladığımız aynısafalar:



Bahçedeki iki kök lavantadan biri:



Mısır ve balkabak (fasülye de ekleyebilseydik "üç kızkardeşi" bir araya getirmiş olacaktık):



Bahçemizin geri kalanıyla "tam ekolojik" olduğu için övünebiliriz (maksimum biyoçeşitlilik!):



Kardeş Bitkiler bahçesindeki çalışmalarımızın en önemli kazanımlarından biri Anadolu'da unutulmaya yüz tutmuş olan kültür bitkilerinden birini, "mürdümük"ü keşfetmek oldu. Baklagillerden bir bitki olan mürdümük, içerdiği yüksek protein oranı nedeniyle değerli bir yem bitkisi. Bazı yörelerde insanlar da tüketiyor, ancak olgunlaşmış taneleri uzun süreli ve fazla yendiğinde (hem insanlarda hem hayvanlarda) bacakları etkileyen bir hsatalığa sebep oluyor. Biz bu bitkinin ekolohjik tarımda, özellikle uyguladığımız kardeş bitkiler bahçesi yönteminde değerli bir yardımcı bitki olabileceğini gördük.

1) Köklerinde havadaki azotu tutan nodüller bulunduğu için (diğer baklagiller gibi) canlı gübre işlevi görür (Mayıs başında bile biçilip olduğu yere bırakılabilir).
2) Su isteği çok azdır ve kuraklığa dayanlıklıdır.
3) Çok erken ekilir (Mart başı), çabuk gelişir (Mayıs başında çiçekteydi) ve erken hasat edilir (Haziran sonunda olgunlaşmıştı).
4) Toprağı iyi örttüğü için yabani otları büyük ölçüde engeller.

Biz Gertrud Frank'ın Companion Planting kitabındaki tavsiyeye uyarak sıra aralarına yardımcı bitki olarak ıspanak ekmiştik. Oldukça başarısız olduk. Ispanak ılıman ve serin iklimlerde kolay serpilip gelişen bir bitki, ancak Ankara koşullarında, çok iyi bakılmazsa, bir karış olmadan tohum vermeye başlıyor. Bir sonraki sefere mürdümük ve sonrasında bulursak karabuğday denemeyi düşünüyoruz.

Mürdümüğün 16 Mayıs'ta çiçekteki hali:



13 Haziran'da taze kapsüller :



19 Temmuz'da, (gecikmiş) hasattan önceki durumu. Toprağı ne kadar iyi örttüğü ve bulunduğu yerde ne kadar az yabani ot olduğu görülüyor:



Yakın çekim:



Özer kapsüllerden daneleri topluyor:



Bunlar da mürdümüğün daneleri:



----------------------------------------------------------------------------------------------

6 Haziran 2009 Cumartesi

Haziran başında bahçede durum

Bahçe işlerinin en fazla olduğu ayı, Mayıs ayını arkamızda bıraktık.

Neler olduğundan önce neler olması gerektiğini yazalım: İyi bakılan bakılan bir bahçede Mayıs'ın ilk haftasında ekimlerin büyük bölümü tamamlanmış olur. İkinci yarısında tohumdan ekilen bitkilerin fideleri büyümeye başlar; her gün olmasa da gün aşırı sulama gerekir, yabani otları yolmak gerekir, bol bol çapa (ve/veya fidelerin diplerine malç) gerekir.

Biz ise bahçemize ancak haftada bir gidebildik. Keleş Dayı ve Hatice Yenge Ankara dışında, çocuklarının yanında olduğundan, hafta içi bahçeyle gereğince ilgilenemedik. Mayıs ayında ancak 2-3 kez sulama yapabildik. Her gittiğimizde yabani otlarla uğraşmamıza karşın, Mayıs sonunda bebek fidelerimizi rahatsız edecek kadar çoğalmış ve büyümüşlerdi. Tabi yeterince çapalama da yapamadık.

Yine de bahçenin durumu oldukça iyi. Elimizdeki tohumların büyük kısmını (bazılarını gecikmeli de olsa) ekebildik. Birçok sebzenin fideleri gayet güzel gelişiyor ve yabani otlar görece kontrol altında. Bahçedeki durumun hala olumlu olmasının başlıca nedeni yağmurların bolluğuydu. İkinci etken bizdik; her defasında az sayıda olsak da çok iyi çalıştık. 9 Mayıs Cumartesi Tolga, Ali İhsan, Ceyhan, Nurhayat ve Memet; 16 Mayıs Cumartesi Ali İhsan, Ceyhan, Nihal, Aral, Ilgaz ve Ülkü dışında Amerikalı ziyaretçimiz Chris (Chris ekolojik tarım konusunda oldukça bilgili, ayrıca bahçede çok iş çıkardı):





30 Mayıs Cumartesi Memet, Remziye, Reyhan, Fatma, Ceyhan, Nihal, Aral, Ilgaz, Özer, Chris, Ülkü, Emir ve yeniden Keleş dayı. Birkaç fotoğraf:




Son olarak 4 Haziran Perşembe, Memet, Ceyhan ve Sultan oradaydık. Bu kez çay yapmadık, iş yaptık :).

Gelelim bahçemizde neler var, ne durumdalar:

1 sıra: kokteyl domates (Isparta'dan; henüz minik fideler) + Kalkan'dan gelen domates fideleri (yakında çiçek açarlar), aralarında maydanoz.

1 sıra: Karışık ekim. Hepsi gecikmeli olarak 4 Haziran'da ekildi: Bezelye (Alp'ten), acı biber (Özer'in şifalı biberi), pazı(Güneşköy), kırmızı lahana (İmeceevi), beyaz lahana (İmeceevi), karaca soğan (İmeceevi), kimyon, anason.

1 sıra: bakla; aralarındaki biberler çıkmadı.

1 sıra: mısır (2 karış oldular) + balkabağı (1 karış). Bu sıraya sonra, mısırlara sarılmak üzere fasülye eklenecek.

1 sıra: ayçiçeği (İmece) ve maş fasülyesi (Güneşköy).

1 sıra: Alp'in Ukrayna'dan getirdiği tohumlar (hepsi yeni ekildi): Etli kırmızı biber, limon domates, brüksel lahanası. Aralarında da hasat edilmeye hazır kişniş. Bu sıraya önceden acur ekmiştik ama yazık ki çıkmadı. Bu sıranın biraz aşağısında çörekotu var, iyi gelişiyor. Onun da altına ektiğimiz Frenk kimyonu çıkmadı.

1 sıra: Mürdümük. Çok başarılı; su istemeden çok erken ve iyi gelişti. Çok değerli bir canlı gübre bitkisi olabilir.

Yan tarafta,
1 sıra: Domates: Pembe domates + son sekiz ocakta Yeşilöz yerli domates . Bir karışı geçtiler. Kardeşleri olarak yanlarında aynısafa (seyreltilmeleri gerekiyor).

1 sıra: Her nedense çıkmayan patlıcanlar. Aralarında dereotu (büyüyorlar; seyreltilmeleri gerek).

1 sıra: Kornişon hıyar (ticari tohum). İyi gelişiyorlar. Aralarında Frenk maydanozları çıkması gerek ama ortada bir şey yok. Bu sırada (sanırım burada) az miktarda kuzukulağı var, çok iyi çıktılar ama yabani otlar baskı yapıyor (temizlemeye zaman yetmedi). Sağdan soldan kadife çiçeği de çıkıyor.

1 sıra: 4-5 kök organik sarı kavun çıktı, yanlarında 3 ocak Topatan kavunu var (Remziye'den). Ayaş kavunları nedense 1-2 ocak dışında çıkmadı. Kavunların arasına ektiğimiz bamyalar da bir-iki tanesi dışında çıkmadı, çıkanlar da iyi gelişmiyor.
1 sıra: Biber (Hamiyet'in annesinden gelen 2 çeşit biber ve Keleş dayının biberleri). İyi çıktılar, ama henüz çok küçükler.

1 sıra: Kara karpuz (İmece), Bursa kışlık karpuz (Organik pazar) ve balkabağı (Isparta). Hepsi iyi gelişiyor.

Biberlerle kavunların arasına toprağı zenginleştirmek için: Maş fasülyesi, kara fasülye, siyah hardal, ısırgan ve bakla.

Karpuzların altına (en alta), susuz tarım denemesi olarak organik sarı kavun, Ordu kara kabak, Keleş dayının balkabağı, İmece'nin kara karpuzu, Isparta'dan alaca kavun, Muammer beyden süs kabağı, Isparta'dan araka bezelye, bakla (Güneşköy) ve Lokman Hekim'den ayçiçeği.

Tibbi bitkiler alanımızda keten çok iyi gelişti, çiçekte. Devedikenleri güdük kaldı, kaliforniya gelincikleri heder olmak üzereler.

Ayrıca bahçenin üst kısmında Hatice yengenin ekinleri var: Bolca soğan ve sarımsak, bir miktar marul. Soğan ve sarımsaklar iyi gelişiyor. Bahçenin en üstünde ise Taner beyin köklediği Osmanlı çilekleri var.

Yakında, ilk fırsatta: Genel durum değerlendirmesi ve bundan sonrası için çözümler. 30 Mayıs bahçe ziyareti sonrası Ceyhan'da (bendeniz) ortaya çıkan "tamam kardeşim, gittiği yere kadar, ben daha fazla başedemeyecem bu işle" kanaatinin nasıl ortaya çıktığı ve nasıl aşıldığının kısa bir hikayesi...

29 Nisan 2009 Çarşamba

İlkbahar ekimleri (çoktan) başladı!

Nisan'ın sonundayız. Ekimlerin bir kısmını şimdiden yaptık. Mayıs'ta da boş durmazsak, dostlardan edindiğimiz paha biçilmez doğal tohumların hepsini kullanmış olacağız.

En son 5 Nisan Pazar gününü anlatmıştık. Ekleyelim: O gün kardeş bitkiler bahçemizin alttan birinci sırasına almaşık olarak şalgam ve tere tohumları ekmiş, ikinci sırasının yarısına Ali'nin Kalkan'dan getirdiği domates fidelerini dikip aralarına turp tohumları ekmiş, dördüncü sıraya da yine almaşık olarak bakla, biber ve pırasa tohumları ekmiştik. Bahçenin o bölgesinde toprak istediğimiz kadar iyi işlenmiş değildi, bu yüzden bu tohumların akibeti biraz belirsiz. Bakalım n'olcak.

Sonraki hafta, 11 Nisan Cumartesi günü sabah erkenden yola düşen ekip: Memet, Evren, Ceyhan, Ali, Ülkü. İşte vesikası (herkesin bir kısmı görünüyor):



Bahçeye vardığımızda Keleş Dayı ve Hatice Yenge oradaydı. Memet, Keleş dayı ve Ali çapa makinesini adam etmekle meşgulken bendeniz bahçe toprağıyla olan mücadelemi sürdürüyordum:





Sonra Keleş dayının tavsiyesine uyarak, kardeş bitkiler bahçemizi bahçenin alt kısmına yayılacak şekilde genişletmeye karar verdik. Önceden seçmiş olduğumuz alanın tersine buralarda toprak çok daha yumuşaktı ve çalışması daha kolaydı. O tarafta açtığımız arkın altına organik sarı kavun tohumları ektik, aralarına da kardeşleri olacak bamyaları. Önceki alanın ikinci sırasına, yani domates fidelerinin arasına da (önceden turp koyduğumuz yere) maydonoz ekledik. Bakalım n'olcak. Gün sonunda ekili alanlarımızı bir güzel suladık:





Akşam Ankara'ya döndük ve ertesi gün sabahtan yeni bir ekiple yola koyulduk. Bu kez: Ceyhan, Nihal, çocukları ve Ali. Daha sonra Tolga, Ece ve Ebru bahçede bize katıldılar. Daha sonra Taner bey de geldi.

O gün Tolga'yla kardeş birkiler bahçesi alanının üst kısmına yakın bir yerden bir ark açtık. Bu, bahçenin uzak yarısında kalan mahsülatın suyunu taşıyacak olan ana ark olacaktı. Bu arkın altına uzunca bir sıra acur ektik, aralarına da kişniş. Bunun üst sırasına Ece ve Ebru frenk kimyonu ektiler. Acur sırasının devamına da Tolga ile ben pembe domates ve yerli güdül domatesi tohumları ektik. Ekim yöntemlerini hep Hatice Yenge'ye sorup öğrendik. Domates için: Çukuru açarsın, dibini biraz bellersin, içine su doldurursun, toprak suyu emince 2-3 tohum koyar, üzerine bir santim toprak kaplayıp düzlersin. Sonra da gerçekten çıkacak mı diye merak edersin. Bakalım n'olcak. Domateslerin arasına ise kardeş bitki olarak havuç ektik. O günü de böylece kapatıp evlerimize döndük.

Bir sonraki hafta, 18 Nisan Cumartesi günü Ali, Ülkü, Ceyhan, Nihal ve çocuklarla yoldaydık. Ilgaz okuyordu:



Ve beklendiği üzere, Aral okumuyordu:



Vardığımızda Keleş dayı ve Taner bey oradaydı. Kiraz ağacı çiçekteydi, üzerinde vızır vızır arılar:




Bir süre sonra Ülkü doğayla bütünleşmiş, Keleş dayı da asmaları budamaktaydı:




Sarı kavunların sırasını alaca kavunla tamamladık. Taner beyle beraber domateslerin altına yeni bir ark açıp, Ali'yle birlikte bir sıra patlıcan tohumu ektik. Ben bir de acurlarla frenk kimyonları arasına bir sıra çörekotu ektim, bakalım n'olacak. O gün Ali ile Ülkü döndüler. Dört kişilik çekirdek bir aile olarak biz ise Keleş dayının evinde kaldık. Hatice yenge Güdül devlet hastanesinde orta kulak iltihabı tedavisindeydi; akşam Nihal ve çocukları evde bırakıp Keleş dayıyla birlikte onu ziyarete gittik. Giderken yolda Taner beyi aldık, evine bıraktık; güvercinlerini ve tavşanını gördük, köpeğini sevdik (geçen yıl Keleş dayının bahçedesinde duran koca köpeğin yavrusu). Gece muhabbetimiz her zamanki gibi çok güzeldi; bir ara Hatice yengenin büyük abisi de katıldı bize.

Ertesi gün, Pazar sabahı, çekirdek ailemiz ve Keleş dayı yine bahçeye uğradık, ne yaparsak kar diye. Domateslerin arkasına kardeşleri olacak aynısafaların, patlıcanların arkasına da dereotlarının tohumlarını gömdük. Dereotu tohumu bitince kuzukulağıyla devam ettik. O gün erken döndük; Ankara'da Öncü Çiftçi Deerneği ve Zen Felsefi Savaş Sanatları Topluluğu'nun birlikte düzenlediği toplantıya katıldık.

Uzunca bir süre, son üç hafta, şanslıydık; hafta içleri yağmurlu oluyor, haftasonuna doğru güneş çıkıp toprağı kurutuyor getiriyor ve böylece bahçede çalışabiliyorduk. Geçen hafta öyle olmadı. Cumartesi günü yine bir kardeşler grubu olarak oradaydık (Berna, Remziye, Özer, Ali, Ceyhan) ama bu kez toprak çamurluydu. Yine de boş durmadık. Yolda gelirken uğradığımız Yukarı Dere kenarında bulduğumuz oğulotlarından (melisa) aldığımız numuneleri, bir de bahçenin alt kısmından köklediğimiz ebegümeçlerini bahçeye dikerek kültüre aldık. Bakalım n'olcak.

Bu haftasonu hava iyi olursa yapacak iş çok. Ekilmemiş onlarca çeşit doğal tohum toprakla buluşmayı bekliyor. Ankara çevresinin şartları düşünüldüğünde henüz hiç de geç kalmış değiliz.

11 Nisan 2009 Cumartesi

Bahçede faaliyet var!

Bir süredir bahçede ve çevre mahallerde epey bir faaliyetimiz oldu.

22 mart'tan başlayalım, seçimlerin bir hafta öncesi. Ufak bir ekip olarak belki bahçede çalışmaya başlayabiliriz diye çıktık yola. Nurhayat'in arabasıyla Nurhayat, Ceyhan, Ali İhsan ve o gün ilk kez tanıştığımız Remziye (ki kendisinin birçok farklı isimleri olduğu rivayet olunsa da büyük olasılıkla en fazla bir ismi daha var). Yolda müthiş bir kar başladı. Buna rağmen bahçeye varıp Remziye'nin getirdiği çilekleri ve gelincik otlarını bahçenin münasip bir yerine dikmeyi başardık. (Sonradan öğrendik ki Keleş dayı ile Hatice Yenge'nin gözü gibi baktığı minik karadut fidanını heder etmişiz. Bir daha onlara sormadan bahçede bi şey yapmayız artık.) Keleş dayının evinde yedik, içtik, sonra bizi çocukluğunun geçtiği araziye götürdü. Şırıl şırıl sular içinde rüya gibi bir gezinti yaptık.

Seçim haftasonunu hepimiz kendi mahallemizde geçirdik. Sonraki Pazar, 5 Mart'ta bahçe ve çevresi çok şenlikliydi. Kaç kişiydik acaba? Sayalım: Nurhayat, Memet, Ceyhan, Nihal, Aral, Ilgaz, Ali İhsan, Remziye, Özer, Atilla, Elvan, Ege, Yağmur, Şengül, Tolga, Taner, Berna, Ada, Deniz, İndrit, Ruşen, Akif, Fulya, Ülkü, Fatih, Keleş Dayı, Hatice Yenge, Hatice Yenge'nin ablası, Taner bey ve hanımı, oğulları küçük Mehmet. (Atladığım var mı? Varsa söyleyin ekleyeyim). 31 kişiymişiz!

Bir gün öncesinden (Cumartesi) 2 araba ile yola çıkmış olan ekibin, yani Nurhayat, Memet, Ceyhan, Nihal, Aral, Ilgaz, Remziye ve Özer ve Ali İhsan'in hedefi gece Sapanlı'da, Muammer Bey'in kerpiç evinde kalmaktı. Ama ev (müthiş bir mekan olmakla birlikte epeydir kullanılmadığı için rutubetlenmiş olduğundan ve yanımızda bebekler de olduğundan) orada kalmayalım dedik. Gitmişken eşyaları dışarı çıkarıp ufak bir temizlik yaptık, evdeki kağıtlardan bir kısmını yaktık, evin bahçesinde piknik yaptık, sohbet, muhabbet derken geceyi nerede geçirsek sorusuyla epey bir cebelleş olup en sonra Eryaman'da Serdar'ın evinde karar kıldık. Gittik, eve doluştuk, birer köşe bulduk muhabbet ettik (bazılarımız daha uzun muhabbet ettik), sonra birer köşe daha bulduk uyuduk (bazılarımız daha uzun uyuduk), sonra kalktık ve Yeşilöz'e döndük.

Tekrar Pazar gününe gelmiş olduk. Birbiri ardına gelen ekiplerle az önce saydığım gürühu oluşturduk. Tolga ve Taner arabalardan iner inmez birer ok gibi fırlayıp bahçeye vardılar ve ellerindeki belleri akşama kadar ellerinden düşürmediler. Aşağıda bir Tolga enstantanesi:



Herkes çalıştı; kimi tarlada, kimi makine tamirinde, kimi çay demlemede...











Çocuklara da imeceyle baktık:







Çocuklar, ki muhtelif yaştalardı; Ada, Deniz, Ege, Aral ve Ilgaz aramızda en çok eğlenenlerdi (Mehmet çocuk zaten hep oralarda onun için değişik bi şey yoktu). Toprakta, taşta, otların arasında, çay kenarında müthiş zaman geçirdiler. Ne ders, ne "etkinlik", ne planlanmış oyun; serbest zaman, hem de doğanın ortasında.

Remziye en güzelini yaptı. Daha önceden hazırladığımız baharat-şifalı ot alanına devedikeni, Kaliforniya gelinciği ve keten tohumu ekti:



Bu alanın hemen arkasına da elimizdeki 4 çay tohumunu (kısa bir fikir alışverişinin ardından kabuklarını kırarak) ektik. Sonradan araştırınca gördüm ki muhtemelen yanlış yapmışız; çay tohumunun ekimi biraz daha terferruatlı bi şeymiş. Ya çıkarsa diyelim:




Remziye ayrıca yakınında bir alana bir sıra aşuşotu ve bir sıra ısırganotu ekti. Ben de elimdeki bir takım yerelması yumrularını tarlanın br kenarına sokuşturdum (Kamuran bey; gönderdiğiniz ekim listesine bir yerden başlamış olduk.)

Ama kardeş bitkiler bahçesinin işleri beklediğimizden daha zor ve yavaş oldu. Birincisi, çapa makinesi ikide bir istop ettiği için bir kısmımız uzun zaman onu tamir etmekle uğraştı. Yukardaki fotoğraflarda makine başına üşüşmüş insanları görmüşsünüzdür. Hatta Akif ve beraberindeki bir ekip yolara düşüp bisiklet freni bulup geldiler ve bunu makinenin yeni el gazı aleti yaptılar. Tamir konusunda epey yol katedilmiş olsa da çapa makinesini kardeş bitkiler alanında kullanmak mümkün olmadı. Toprağı kol gücüyle belleyip su kanallarını açma işi bizi çok zorladı. Toprak umduğumuzdan (ve bahçenin geri kalanından) daha sertti. Bunun sebeplerinden biri o kısmın bahçenin altında kalması, dolayısıyla önceki sezon boyunca fazla sulanmış olması. Bir diğer sebep sonbaharda bir bölümünü sürmeden bırakmış olmamız. Üçüncü ve en bariz sebep ise Mart ayında sıraları birbirinden ayıran ıspanakları ekerken bahçeyi çok çiğnemiş olmamız (Keleş Dayı söyleyip durdu zaten, "tava gelmiş toprağı çok ezdiniz, bunun sıkıntısını yaşayacaksınız sonra" diye.) Nitekim öyle oldu. Ayrıca önceden planlama yapmadığımız için iyi bir işbölümü de yapamadık. Sonuçta ancak 6-7 sırayı belleyebildik ve toprak kesekli olduğu için bu da bizi pek memnun etmedi. Üstüne üstlük daha önce ektiğimiz ve yeni çıkmakta olan ıspanakların da çoğunu heder ettik. Kısacası daha başlarken çuvalladık. Ama olsundu, yılmak yoktu, haftaya hem Cumartesi hem Pazar gelip işi bitirecektik. Gün sonunda bahçenin hali:



5 Nisan Pazar gününden başka manzaralar:





















Sonra 'haftaya' oldu, yani 11 Nisan Cumartesi. Yani bugün. Bu kez tüp taktırmış olduğumuz 1 arabayla (yine sevgili Nurhayat'ın arabasıyla) 5 kişi yola çıktık. Memet, Evren, Ceyhan, Ülkü, Ali İhsan.

Devamı ilk fırsatta ...

20 Mart 2009 Cuma

3 haftadır bahçede neler oluyor

Aslında umduğumuz kadar çok şey olmuyor. Zaten geçen Pazar (16 Mart) gidemedik. Ekip iyi hazırlanmıştı fakat çok kar yağdı. Planı değiştirip kardanadam yapalım dedik ama daha öğlen olmadan karlar eridi. Gidemediğimizle kaldık. Gitsek de bahçede çalışamayacaktık.

Ay başında, 1 Mart'ta Tolga, Ece, Aylin, Özer, Ceyhan, Alp ve Canan oradaydık. Ekim için 20 sıra hazırladık; sıraları birbirinden ayıracak olan ıspanakları ektik, yerlerini iplerle belli ettik. A, B ve C sıralarını sarı, kırmızı ve siyah taşlarla işaretledik. Bazı sıralara yeşil gübre olarak hardal, fiğ ve mürdümük ektik. Aylin'in süper makinesiyle çektiğimiz fotoğrafların başına bir haller geldiği için yine Aylin'in cep telefonuyla alınmış şu fotoğraf kaldı elimizde:



8 Mart Pazar günü de Evren, Özer, Kamuran, Tolga, Aylin ve ben oradaydık. Bahçe fazlaca çamurdu, girilmeye pek müsait değildi. Zaten Mehmet Dayı önceki hafta tava gelmiş toprağı fazla ezdik diye serzenişte bulunuyordu haklı olarak. Biz de mıntıka temizligi yaptik ve şifalı otlar-çiçekler için bir alan hazirladik. Bu sefer hem fotoğrafları hem de filmi var (Kirmir'in sesini duyuyor musunuz?):






Yine o gün Bülent'in ablasının Ödemiş'ten gönderdiği iki aşılı kestaneyi bahçenin orta yerine, Mehmet dayının getirttiği iki hünnap fidanını da bahçenin iki kenarına diktik. Misafir çiftçimiz Kamuran bey bahçe performansıyla parmak ısırttı; aynı anda hem el-kol hem de çene kaslarının çalışmasını izlemek çok etkileyiciydi.

Tolga'nın çizdiği bahçe planını benim bir elden geçirmem, A-B-C sıralarını falan belirtmem gerek. Tolga, bi de yeşile falan mı boyasaydık acaba? Bu haliyle pek sevimli görünmüyor:) :



Bahçenin her sırasının kesidi de şöyle olacak:



Bahçe bu şekilde, C-A-C-B-C şeklinde giden 80 cm aralıklı 20 sıra halinde düzenlendi. Yani A ve B sıralarının arasında C sıraları var. Her sıra birbirinden ıspanaklarla ayrılıyor.

Ispanak sıraları belirlemenin yanı sıra toprağı gevşetmek, beslemek, yararlı böcekleri çekmek ve ana ürün fidelerine hafif gölge sağlamak için yardımcı bitki olarak kullanılıyor. Çiçeklenmeden önce biçilip yerine bırakılacak, bir sonraki sezon için toprağa besin sağlayacak. Yapabilirsek bunların üzerine de "yerinde kompost" ("sheet composting") denen yöntemle sezon boyunca kompostlama yapacağız.

A sıraları bütün bir sezona yayılacak ana ürünlere ayrılacak. Örneğin domates, biber, kabak, patlıcan, fasülye, lahana, kavun, karpuz gibi.

B sıraları yılda iki kez ürün alınabilek serin iklim sebzeleri için. Örneğin bakla, marul, fındık turbu, pazı, ıspanak, sarımsak vs.

C sıraları kısa sürede hasat veren ya da sık ürün alınabilen (ve biyolojik koruma sağlayan) otsu bitkiler için. Örneğin, kimyon, dereotu, maydanoz, turp, havuç, sarımsak, roka, tere, kıvırcık, rezene, anason, semizotu vs. Geniş alana yayılan A bitkilerinin (örneğin hıyar, kabak, kavun, karpuz) yanlarındaki C sıraları sadece ilkbaharda kullanılıp, sonra boş kalacak.

Bahçe işlerine bir şekilde başlamış olsak da hava şartları bazı erken ekimleri yapmamıza izin vermedi. (Şubat sonundan itibaren bakla, bezelye, kimyon, marul, havuç, ıspanak, fındık turbu vs. ekmeyi düşünmüştük). Yeni durumda 'binişimli ekim'i deneyeceğiz gibi görünüyor. Mesela bu Pazar, 22 Martta (yine yağmur/kar olmazsa) bazı A sıralarına turp, bakla ya da marul ekip, sonra Nisan ortasında aralarına domates ekebiliriz. Turp, bakla, marul Haziran ortasında-sonunda hasat edildiğinde büyümekte olan domateslere yer açılmış olacak. Bahçe planlamasında son durum aşağıdaki gibi idi. Sıra sayımız başlangıçta düşündüldüğünden daha az olduğu için oldukça samimi bir kardeşlik ortamı oluşturmak gerekti. Bkz: buradaki pfd dosyası.