28 Nisan 2011 Perşembe

24 Nisan - Süverkaşı'nda biyolojik çeşitlilik

Bu kez az söz, çok fotoğraf....
24 Nisan'da arazimiz sınırları içinde tespit ettiğimiz bitkilerin ve birkaç mantar ve böceğin fotoğrafları var aşağıda. Tanıdıklarımızın ya da sonradan teşhis ettiklerimizin altına isimlerini de yazdık... İyi seyirler...

OTSU BİTKİLER

Otsu Bitki 1a- ?İğnelik (?Erodium ciconium)

Otsu Bitki 1b

Otsu Bitki 2a -Hieracium Murorum

Otsu Bitki 2b

Otsu Bitki 3

Otsu Bitki 4a - Kuzu gevreği (Valerianella coronata)

Otsu Bitki 4b

Otsu Bitki 5a - yoğurtotu/yapışkanotu (Galium aparine)

Otsu Bitki 5b

Otsu bitki 6 - Geranium?

Otsu Bitki 7  ?Arnebia decumbens/?Alkanna orientalis/

Otsu bitki 8 -  Ballıbaba (Lamium ?amplexicaule)


Otsu Bitki 9a - Kanaryaotu (Senecio ?vulgaris/vernalis)

Otsu Bitki 9b

Otsu Bitki 10 - Unutmabeni (Myosotis ?ramosissima)

Otsu Bitki 11 - Alyssum strigosum


Otsu Bitki 12

Otsu Bitki 13a

Otsu Bitki 13b

Otsu Bitki 14 - Kazteresi (Arabis nova)

Otsu Bitki 15

Otsu Bitki 16 (ya da 11b) - ?Kuduzotu  ?Alyssum minus var. micranathum

Otsu Bitki 17a - Cezayir menekşesi (Vinca ?herbacea/minor)

Otsu Bitki 17b

Otsu Bitki 17c

Otsu Bitki 18a - Kır menekşesi (Viola arvensis)

Otsu Bitki 18b

Otsu Bitki 19a - Arap sümbülü/Misk soğanı (Muscari racemosum / neglectum)

Otsu Bitki 19b

Otsu Bitki 20a - Kediotu (Valeriana Diosciridis)

Otsu Bitki 20b

Otsu Bitki 20c

Otsu Bitki 21 - Kurt soğanı/Tükürükotu (Ornithogalum ?oligophyllum)
Otsu Bitki 22a - Karahindiba (Taraxacum ?Oficinalis)

Otsu Bitki 22b

Otsu Bitki 23a - Şahtere (Fumaria ?officinalis)

Otsu Bitki 23b

Otsu Bitki 24 - ?Sütleğen (?Euphorbia nicaeensis subsp. glareosa var. lasiocarpa)

Otsu Bitki 25a Mancar (Arum dioscorides)

Otsu Bitki 25b

Otsu Bitki 25c

Otsu Bitki 26a

Otsu Bitki 26b

Otsu Bitki 27a Boruk (Yabani yasemin)

Otsu Bitki 27b

Otsu Bitki 28

Otsu Bitki 29

Otsu Bitki 30
Otsu Bitki 31

Otsu Bitki 32

Otsu Bitki 33

Otsu Bitki 34 - Larythus aphaca

Otsu Bitki 35

Otsu Bitki 36 - Sığırkuyruğu (Verbascum ...)

Otsu Bitki 37 -  Yonca, Tüylü (?Trifolium repens)

Otsu Bitki 38

Otsu Bitki 39 - Clypeola jonthlaspi

Otsu Bitki 40

Otsu Bitki 41 - Gelincik ?(Papaver)

Otsu Bitki 42 - Acı Yavşan/Topal Pelin (Teucrium polium)

Otsu Bitki 43 - ?Üçgül Yonca, Tüysüz (Trifolium ...)

Otsu Bitki 44

Otsu Bitki 45

Otsu Bitki 46

ODUNSU BİTKİLER (Ağaç ve çalılar)


Odunsu Bitki 1a - Meşe (Quercus ...)

Odunsu Bitki 1b

Odunsu Bitki 2 - Kuşburnu (Rosa ?canina/rubiginosa)



MANTARLAR



Mantar 1a  - küçük bir şeydi

Mantar 1b  - küçük bir şeydi
BÖCEKLER
Böcek 1 - Bi örümcek

Böcek 2 - Bi çeşit sinek (kapkarasinek)

Böcek 2- Salyangoz (yenir mi ki?)

11 Nisan 2011 Pazartesi

Süverikaşı ve Tahtacıörencik'te: Mart ile Nisan başı arası

Mart ayı gelişmeleri

Şubat sonunda güç bela çatının büyük bir kısmını kapatarak ortadaki boşluktan yağmur girmemesi için naylonla kapatmıştık. 6 Mart Pazar günü Ülkü, Mehmet, Tolga ve Murat çatıyı kapatmak, izolasyonu tamamlamak için yine Süverikaşı'ndalardı.  Çatı havalandırması macunlandı ve yat verniği ile kaplandı. Böylece kulübemiz de tamamlanmış oldu. Hemen sonraki hafta da yoğun kar yağışı başladı ve tabi hiçbirimiz araziye gidemedik.













18 mart Cuma günü ben (Cemal) 2 gece kalmak üzere kulübemize gittim. Yalnız olmama rağmen iyi vakit geçirdim denilebilir. Kulübe izolasyonu da iyiydi çok fazla üşümedim. Küçük de olsa bir kapalı alanın ne kadar önemli olduğunu farkettim. Çok fazla yağmur yağdı tavandaki kontrplakların nemlenmesi dışında içeri hiç su sızmadı. Kaldığım ilk akşam kulübenin biraz ilerisinde kurt görmem de günün süprizi oldu. Kurt, beni görür görmez kaçtı, tabi ben de onu görünce kaçtım :)

Pazar gününe kadar meşelerin budanması ve karaçalılar ile diktiğimiz ağaçların korunma işleri ile ilgilendim. Her kim  bizi ziyaret etti ise karaçalılar ile yaptığımız korumayı pek beğenmediler. Keçilerin ve sığırların bu dikenden kaleleri kolayca yıkabileceğini söylediler. Bazıları ise çok yoğun karaçalı öbeklerine yakın olması sebebiyle neredeyse ölümsüz sayılabilir. Yazın sonunda ağaçlarımızın ne durumda olduğunu göreceğiz. Biz her ihtimale karşı ağaçlandırdığımız bölge, kulübe ve bostan dahil dikensiz tel ile çevirmeyi düşünüyoruz. Oranın yerlileri hayvanlarını iyi tanıyorlar, özellikle karakeçilerin 2 metre zıplayabileceğini iddia ediyorlar, karşı köyün çoban “bizim buralarda keçilere şeytan derler, onlardan herşey beklenir” diyerek keçileri efsaneleştirdi. Keçilerin bitki ve ağaçlara ciddi zararlar verdiklerini dünyanın birçok yerinde ekolojik sorunlara yer açtığını duymuştum ama bu kadarını da asla tahmin etmezdim. En çok enerjimizi harcayacağımız işlerden biri de ağaç ve bitkilerimizi bu yetenekli hayvanlardan  korumak olacak sanırım. Aşağıdaki resimde, Nilüferin kucağındaki oğlaklar çobanın dediğine göre birkaç saat önce doğmuş.










 




20 Mart Pazar günü Ceyhan, Tolga, Ülkü ve Nilüfer geldiler. Ancak gelirken arabanın bir taşın üstünden geçerken benzin deposunun yarılması bizi biraz üzdü. Neyse ki muhtarımızın oğlu İbrahim imdadımıza yetişti arabanın kaldığı yerden onları aldı. Böylece Pazar günkü planlarımız da aksadı tabi ki. Ama bu Ceyhan'ı yıldırmadı ve Pazar gecesi köyde kalma planını iptal etmedi. O gece Tahtacıörencik, Dereli ve Doğançalı köylerinde, Süvari Çayı üzerinde yapılması planlanan Hidroelektrik Santral’in (HES) bölgenin doğası ve yerel halkın su ve geçim kaynakları üzerinde yaratacağı tahribat üzerine bilgilendirme yaptı. Akşam geç saatte de Tahtacıörencik köy kahvesinde “Anadolu'nun İsyanı” belgeseli izlendi. Santralle ilgili yerel halkın hiç bilgilendirilmemesi ve köylünün deyimiyle “her kafadan bir ses çıkması” onları bir hayli tedirgin etmiş. Köyün muhtarı DSİ'ye ve diğe ilgili kurumlara dilekçe verdi. Gelecekte doğal güzelliklerle dolu bu yörenin ve insanların geçim kaynaklarının korunması için elimizden geleni yapacağız. Aşağıda baraj ve santral yapımının planlandığı dereden bir fotoğraf görebilirsiniz.
























Ekibin bir kısmı araba tamiri ile uğraştığı için bostanda çalışmak için pek zamanımız ve enerjimiz kalmamıştı. Biz de burçak, fiğ, bakla, acıbakla tohumlarını tüm bostana serptik. Az miktarda maydanoz, tere, aynısafha tohumlarını da toprakla buluşturduk. Şansımız vardı ki biz gitmeden şiddetli bir yağmur başladı. Böylece gömülmeyen tohumlarımızın çimlenme şansı da artmış oldu. Köyün sebzecilerinden Necati Bey bizden fide yapıp çoğaltmak üzere yerel domates tohumlarından istedi. Biz de Yeşilöz'den geçen senelerde temin edip çoğalttığımız küpe domates ve Güneşköy'den temin ettiğimiz birkaç tür domates tohumunu verdik. Bu Bu belki Tahtacıörencik'te yerel tohumların yeniden canlanması için önemli bir gelişme olabilir. Yakın zamanda bize fide üretip verecek, belki arazimizdeki su sorununu halledebilirsek çok güzel domates tohumları yetiştirebiliriz.

Akşamı dönüşte köye uğrayıp yumurta ve süt aldık.  Tahtacıörencik köyünün yumurta ve süt ürünleri çok doğal ve lezzetli oluyor. Hayvanlar serbest geziniyorlar ve doğal yemlerle besleniyolar.
Özellikle köy yumurtasını genelde kendi ihtiyaçları için ürettiklerinden bazan bulması zor olabiliyor ama en azından birkaç koli çıkartabiliyorlar. Süt ve süt ürünleri için ise önceden aradığımızda temin edebiliyoruz. 

1 Nisan 2011

1 Nisan arazi ziyaretimizde artık Tahtacıörencik'e geç de olsa baharın geldiğini fark ettik. Diktiğimiz ağaçlar tomurcuklanmış, ufak tefek yeşillenmeler başlamıştı. Bu sefer arazi ziyaretimizi kısa tuttuk çünkü Doğal Besin Bilinçli Beslenme grubuna doğal besi eti, yumurta, süt ve tereyağı tedarik etmek gibi bir görevimiz vardı. Yine de küçük bir kontrol yapmamıza yetecek zaman vardı.

20 mart pazar günü serptiğimiz tohumlar yavaş yavaş çimlenmeye başlamıştı. Kendini ilk gösteren baklalar olmuştu:















Bunun dışında sonbaharda ektiğimiz burçak ve peygamber arpaları gelişmeye devam ediyor. Her ne kadar çok karışık ve düzensiz bir ekim yapmış olsak da bu ilk sefer olduğu için çok da problem değil. Önemli olan  burçak, arpa ve baklagillerin toprağı zenginleştirme özelliğinden yararlanmak.

İşte burçak ve arpaların son durumu:

 
 













Bir başka güzel gelişme ise geçen sonbahar ektiğimiz akçağaç tohumlarının çimlenmesi oldu. Önümüzdeki senelerde tohumdan ağaç yetiştirme ile daha hızlı ve etkin ağaçlandırma yapabiliriz.

 













Fidan olarak dikmenin avantajlarından biri gövdesi sağlam  1-2 yaşında ağaçlar dikme olanağı sağlaması, fakat çukur açma,dikme işleri ciddi zaman alıyor.  Tohumdan yetiştirmede ise daha sağlıklı ve daha az işgücü gerektiriyor. Bir de Panos'un doğal tarım semineri notlarından okuduğum kadarıyla ağaçlar tohumdan yetiştiğinde bulundukları çevreye daha kolay adapte oluyor ve daha sağlıklı oluyorlar.  Aradaki farkı gözlerimizle görmek için sanırım 5-10 sene beklemek durumundayız :)

Yeri gelmişken "mancar"lardan da bahsetmeden edemeyeceğim. Mancar (her bölgede farklı bir ota mancar denebiliyor, buradaki Arum dioscorides) bu bölgede yerel halkın oldukça sevdiği ve sık sık topladığı bitkilerden biri. Aşağıdaki resimde de belki farkedilebilir çalıların altında çok zor erişilebilir yerlerde yetişiyor. Detaylı bilgi ve resim aşağıda...















Tahtacıörencik Köyü: HES planı mı, ekolojik gelişim planı mı?

Yakın zaman önce, bütün Anadolu derelerinin üzerine kabus gibi çöken nehir tipi hidroelektrik santral (HES) projelerinden birinin de Süvari Çayı üzerinde olduğunu öğrendik. O günden beri yerel halkı bilgilendirme çalışmalarına başladık. Çayın kıyısındaki 3 köyün (Tahtacıörencik, yukarıda Doğançalı, daha yukarıda Dereli) önde gelenleriyle görüştük. Onlara ve Tahtacıörencik kahve ahalisine projeksiyonla şu kısa belgeseli izlettirdik (20 dakikanızı ayırıp izlemenizi öneririz):  http://vimeo.com/19937849

Bu konuyu ayrıca Kaymakamlık Yazı İşleri Müdürü ile, İlçe Özel İdaresi Müdürü ile ve AKP İlçe Başkanı ile de görüştük. Hazin olan o ki Süvari Çayı’nın suyunun bir şirkete satıldığı (teknik olarak, 49 yıllığına kiralandığı) konusunda bu makamların hiçbirine haber verilmemiş. Şimdi Çay kenarında zemin etüdü çalışmaları var, ama bunu kim neden yapıyor bilen yok. Biz bu noktada yerel halkla birlikte olmaya devam edeceğiz, sonuçta onlar nasıl isterse öyle olacak. Köydeki insanlar kendilerine yetecek kadar ekonomik güce kavuşurlarsa (DBB üyelerinin doğal tarım ve hayvancılık ürünlerine talip olması, ekolojik yaşam turları vb. bu noktada onlara katkı sağlayacaktır) köylerine ve doğalarına sahip çıkmaları, bunların yağmalanmasına karşı direnmeleri daha kolay olacaktır.

Bu amaçla, Tahtacıörencik Doğal Ürün Kolektifi olarak köyden doğal ürün teminini kolaylaştırmanın yollarını arıyoruz. Sonuçta bizim Tahtacıörencik köyündeki amacımız yalnızca orada bir yaşam alanı kurmak değil, bundan da önemlisi, köyün ve çevre köylerin doğal yapısının, sosyal dokusunun, geç,m kaynaklarının korunmasına katkı sağlamak. “Doğal Besin, Bilinçli Beslenme” grubunun doğal ürün siparişleri bu yönden çok önemli işlev görüyor. Bunun dışında, köydeki üretici arkadaşları ilaçsız ve suyu tutumlu kullanan tarım yöntemlerine teşvik ediyoruz. 20 Mart Pazar günü köyün sebzecilerine 5-6 çeşit yerli domates tohumu dağıttık. Artı Yaşam ile birlikte başlattığımız Çocuk ve Doğa gezilerinin önemli bir bölümünü de oraya yönlendiriyoruz: Bu da Tahtacıörencik ve çevredeki köyler için önemli bir adım. Bu ve benzeri geziler sayesinde köydeki üretici arkadaşlarla birebir tanışma ve doğrudan ürün edinme fırsatı bulacağız. (Geziler öncelikle çocuklu ailelere yönelik olsa da herkesin katılımına açık olacak; bkz. www.cocukvedoga.com).

23 Şubat 2011 Çarşamba

Şubat 2011 Süverikaşı'nda bir kulübe yapımı

Uzun zamandır arazimizi ziyaret ettiğimizde bir kapalı alan ihtiyacı hissediyorduk. Kışa girmeden bitmeyen taş evimiz (uzun vadede köy kahvesi) de moralimizi bozmuştu. Bu noktada ahşaptan küçük bir yapı inşa etmenin ilk aşamada bizim açımızdan daha kolay ve ekonomik olacağında hemfikir olduk. Toplantılar yaptık, enine boyuna düşündük ve en sonunda 2,50cmx3,75cm ebatlarında bir ahşap kulübe yapmayı kararlaştırdık. Bu küçük kulübe gelecekte çiftçi kulübesi olarak kullanılacak, kısa ve orta vadede ise bize barınak görevi görecekti.

Süreci baştan sona yönlendiren, izleyen, katkı sunan Evren planları, çizimleri yaptı, ahşaplar satın alındı ve Siteler'de bir marangozhanede çizimlerine göre kesildi.

19 ve 20 Ocak çarşamba günü Ceyhan ve Cemal 2 adet beton ayağı araziye götürdüler. Yalnızca iki kişi oldukları için ancak 1 adet çukur kazabildiler. Demir çubuklara ip gerip kulübenin yerini tayin ettiler.


Hava durumu ve yeterli işgücü olmadığından bir sonraki ziyaret 12 Şubat'ta gerçekleşti. Ülkü, Murat, Mehmet, Tolga, Evren, Nurhayat, Çetin, Volkan, Eren ve Alixan'dan oluşan ekip müthiş bir iş çıkardı, Dostlarımız Taner ve Ugur' un malzemelerin alımı ve araziye taşınması konularında lojistik destekleri ile karkaslar ve malzemeler araziye taşındı. Drenaj çukurları ve 5 adet beton ayak çukurları kazılıp, her biri 90 kilo ağırlığındaki 6 beton ayakları çukurlarına yerleştirildi ve temel tamamladı. Ardından yapının ayakları beton ayaklarla birleştirildi ve zemin karkaslarına plywoodlar monte edilerek içleri izolasyon malzemesi ile dolduruldu (İzolasyon malzemesi olarak cellubor kullanıldı). Drenaj boruları yerleştirildi.


12 şubat'a ait bazı fotoğraflar:























Günün sonunda temel ve subasman şu şekilde idi.






















19 Şubat tarihinde Ülkü, Cemal, Ceyhan, Evren, Hakan, Mehmet, Nurhayat, Tolga ve Ekrem'den oluşan ekip yine müthiş bir iş çıkardı ve evin karkaslarını monte ederek dış cephe plywoodlarını kapladı. Belki de tek aksaklık pencerenin küçük yapılması idi.





















Fotoğraflarda da görüldüğü gibi kısa zamanda çok büyük yol katedildi. Herkes müthiş bir uyum içerisinde çalıştı. Bir yandan karkaslar çakılırken bir yandan da pencere ölçüsüne göre kontrplaklar kesildi, çatıda çalışmak için merdiven yapıldı. Playwoodlarda pencere ve kapı yerleri dekopaj ile kesildi. 3 adet matkap jeneratörden alınan enerji ile çalıştırıldı. Çok benzin yakan eski tip jeneratör benzin bitmeye yakın bize zor anlar yaşattı.

Bu hengamede mangal yakıp ekmek arası sucuk yapmayı da ihmal etmedik.





































20 şubat günü ekipten geriye çok az kişi kalmıştı. Ankara dışında olanlar kervanına bir de yorgun olanlar eklenince Ülkü,Nurhayat,Evren ve Tolga'dan oluşan 4 kişi tekrar işbaşı yaptı. Çatıya konmak üzere kontrplaklar kesildi, hazırlandı. Yine çatı makasları için plywoodların ölçüsü alındı, dekopaj ile kesildi. Öğleden sonra ekibe Halil, Taylan, MehmetAli, Devrim, Oktay da katıldı, çatı makasları takıldı, plywoodlar kesildi ve kaplandı, makaslar ve iç cephe kalasları birleştirildi, beton ayaklarda ankraj yerleri açıldı, eksik vidalar çakıldı, kapı sövesi oturtuldu, plywoodların hava koşullarından zarar görmemesi icin yapı içerisine taşınması işlemi yapıldı, plywoodlar yüzünden kapı sövesine takılamadı, haftaya kaldı.
Önümüzdeki hafta artık çatıyı kapatıp, kiremitleri de koyarak bu işi bitirmek istiyoruz. Çatı kapalı olmadığından yapıyı naylon ile örttük ancak yırtık naylondan malzemelerin su alması da bizi endişelendiriyor
























26 Şubat 2011 cumartesi günü Alixan Cemal Evren Hakan Murat Mehmet Nilüfer Nurhayat Sevtap Ülkü arazide idik. Aral hastalanmıştı Ceyhan ve Nihal maalesef katılamadılar.




Çatı yapımına başlandı, ve gün sonunda tavan+çatı, pencere kapı kaba hatlari ile bitmişti... Gelecek seferler için pencere izolasyonu kapının montajının tamamlanması ankrajlar, kremit, havalandırma vs gibi ince işler kaldı..






Gün sonunda ekip mutlu bir yüzle ayrıldı.

























VİDEOLAR


videolarımızı izlemek icin;

http://www.youtube.com/user/tahtaciorencik








27 Aralık 2010 Pazartesi

18 Aralık Cumartesi arazi ziyaretimiz



18 Aralık cumartesi günü yine arazimizi ziyarete gittik. Yarıda kalan taş ev ( köy kahvesi) inşaatını bir dostumuza gösterdik ve ortaya çıkan işi açıkçası pek beğenmedi. Bizim de pek içimize sinmemişti, bu da bize bir tecrübe oldu, aramızda bu konuyu değerlendirdik. Öncelikle gittiğimizde başımızı sokacak küçük bir kulübe yapmaya karar verdik. Bahar gelince yarım kalan taş evi ahşap sütunlarla destekleyip köy kahvemizi bitirmeyi planlıyoruz.

Bizim için diğer önemli konu ise fidan dikimi idi, aslında bu konuda ciddi gelişmeler kaydettik ve bu hengamede belirlediğimiz yerlere en az 50 adet fidan diktik. Bunların arasında muhtarımız Necati Amca’dan aldıklarımızın dışında Behiçbey devlet fidanlığından satın aldığımız akçaağaç, iğde, gladiçya, ıhlamur, dişbudak, ağaçhatmi ve yalancı akasya fidanlarını da diktik. Fidanlarımızın tutması halinde bitki çeşitliliğini de arttırmış olacağız.

Aşağıdaki resimde de karaçalılarla korumaya aldığımız fidanlar doğal olarak görünmüyor :) Demekki yeterince iyi korumaya almışız.

Yeni diktiğimiz 5-10 fidanı daha bu yolla korumaya almamız gerekir. Bir sonraki ziyaretimizde bunlar için de dikenden kaleler inşa edeceğiz.















Aşağıdaki resimde yaklaşık bir ay önce diktiğimiz yeni dünya fidanı görülüyor, karaçalı ile korumaya alamamıza rağmen halen keçiler yememiş.















Bostanlarımızda da durum iyi görünüyor, aşağıdaki resimlerde Yeşilöz’de Keleş Dayı’nın bahçesinden bu yaz hasat ettiğimiz peygamber arpasının son durumu görülüyor.















Biraz seyrek ektiğimiz de ortada, zaten elimizdeki tohumlar da çok fazla değildi. Büyük bostandaki arpaları büyümeye bırakıp, küçük bostandaki burçakları biçtikten sonra mevsimlik sebzeleri baharda ekmeye başlayabiliriz.

Daha yapacak çok işimiz var, yavaş ama emin adımlarla yolumuza devam ediyoruz. Diktiğimiz fidanların büyümesi ve bostanlarımızın istediğimiz hale gelmesi doğal olarak zaman alacaktır.
(Cemal'den)

16 Kasım 2010 Salı

(Yeni Başlayan) Tahtacıörencik Serüvenimiz - Ekim-Kasım arası

Kardeş Bitkiler ekibi olarak son altı-sekiz aydır oldukça hareketliyiz. Özellikle Güdül’ün Tahtacıörencik Köyü'ndeki arazimizi edindiğimizden bu yana gerçek bir topluluk olma yolunda epey yol kat ettik. Kendini eko-komünal bir topluluk olarak tanımlayan çekirdek bir grup olduk. İnsanın insanla ve insanın doğayla yakın, uyumlu ve sürdürülebilir ilişkiler içinde olabileceğine inanan, bu amaç doğrultusunda çalışan bir grup insanız. Arazimiz üzerinde bir ekolojik yerleşim oluşturma çalışmalarına yavaştan da olsa başladık. Ufkumuz kendi müstakbel yaşam alanımızla sınırlı değil. Köyümüzde ve Türkiye'nin diğer bölgelerinde doğa-dostu, temiz üzerim yapan çiftçilerle dayanışma halindeyiz. Emeği ve doğayı sömüren, kötüye kullanan egemen yapılara inat; özgür, tahakkümsüz, mülkiyetsiz bir topluluk yaşamı oluşturmayı; insan ile doğa arasındaki anlamsız mesafenin kapanmasına hizmet eden bir yaşam alanı kurmayı hedefliyoruz. Bu süreçte genel çerçevemizi, hedeflerimizi ve ilkesel yaklaşımlarımızı netleştirmek için toplantılar yaptık, hafta sonları ise çoğunlukla arazimizi ziyaret ettik. Süreç kimi zaman duraklamalar olsa da devam ediyor.


Tahtacıörencik köyü endüstriyel ve zirai kirleticilerin neredeyse hiç bulunmadığı, küçük ölçekte doğal tarım ve hayvancılık yapılan bir yer. İnekler serbest otlatılıyor, aileler çoğunlukla kendi ihtiyaçları için ilaçsız-hormonsuz tarım yapıyorlar. Bu sevimli ve tertemiz orman köyünü ekolojik üretime teşvik etmek niyetindeyiz.

Geçtiğimiz aylarda “Doğal Besin, Bilinçli Beslenme” toplu sipariş organizasyonlarında etkin bir rol üstlendik. Kardeşlerimizden Ali İhsan’ın Ayrancı’daki mekanını kullanarak Ekim ayında iki kez toplu sipariş organizasyonu yaptık. Gerçi sonrasında enerjimiz ve zamanımız elvermediği için DBB organizasyonlarına son vermemiz gerekti, fakat DBB grubu doğal besinlere ulaşmak yönünde çözümlerini üretmeye devam ediyor. Bu süreçte Kardeş Bitkiler ekoköy çalışmalarımızı kısmen de olsa finanse edebilmek için üretim faaliyetlerimize devam ettik: Aynısafa merhemi, kış iksiri ve atkestanesi yağı dışında bu kez tam tahıl çerezi, tam tahıl bisküvisi, tam tahıl bazlaması ve alıç marmelatı da ürettik. Ayrıca Tahtacı köyündeki üretici arkadaşlarımızdan Arif Bey’in ballarını ve köyün tavuklarından gelen 3 koli yumurtayı “bilinçli beslenen” dostlarımıza ulaştırdık. Umuyoruz ki bunlar gelecekteki “doğal üretim/aracısız satış” ve hatta “parasız bir dünyada dayanışma, paylaşım ve takas” düşlerimizin bugünden atılmış temelleri olacaklar.

Aslında yeni aldığımız arazimizde fazlasıyla taş ev yapımına odaklandığımız için ekim-dikim işlerine çok fazla yoğunluk veremedik. Bize yardımcı olan muhtar Necati Abi’nin işlerinin çıkması sonucu taş ev (uzun vadede; "köy kahvesi") yapımı yarıda kaldı,biraz hevesimiz kursağımızda kaldı ise de olsun bahara bitsin, geç olsun güç olmasın diyoruz.


Aşağıda taş evin son halini görüyorsunuz:





Taş evin hemen altındaki düzlük alanı küçük bostan olmasına karar verdik. Resimde de bir kısmı görülebiliyor. Bu alanın bitimindeki taşlık karaçalıların bulunduğu ince alanın aşağısında daha büyük bir düzlük alan var. Bu alanın da büyük bostan olmasına karar verdik. Bu iki bostanın arasına kuşburnu, karamuk gibi kısa çalıları dikmeyi düşündük ve bu alana kuşburnu tohumları ektik. Kuşburnunun tohumdan çimlenmesinin zor olduğu konusunda yabanıl meyveler fidanlığı dokümanından bilgi almıştık, bu konuyu da deneyip görmüş olacağız. Bir süre sonra iki bostan arasındaki alanı daha dikkatli incelediğimizde burada zaten bir kuşburnu bulunduğunu fark ettik. :) bunun dışında arazimizin sınırlarında yalnızca bir adet daha kuşburnu var. Hemen bu ikisini de koruma altına aldık :). Karaçalılar tarafından boğulmak üzerelerdi.

Arazide karaçalı ve meşe ağaçlarından başka ağaç yok gibi bir şey, olabildiğince çeşitliliği arttırmalıyız.


Aşağıda bostanların arasındaki kuşburnunun resmi var, çevresindeki karaçalıları kestikten sonra daha hızlı büyüyeceğini tahmin ediyorum, göreceğiz.





Arazide çok yoğun olarak karaçalı bulunuyor. Bunları yeni diktiğimiz fidanları keçilerden korumak için kullandık. Aşağıda muhtar Necati Abi’nin bize verdiği nar fidanının resmi var, çevresini kestiğimiz karaçalıların dalları ile kapattık, dalları da taşlarla sağlamlayarak korumaya aldık, Necati Abi bu yöntemin işe yarayacağını düşünüyor, genelde köyde diktikleri ağaçları onlar da bu şekilde korumaya alıyorlarmış.






Bunların dışında yine Necati Abi’nin dere kenarından bulup kopardığı fidanları diktik. Erik, ayva, vişne ve sumak bunlardan bazıları, bu fidanlar büyük ağaçların gölgesinde çok kapalı bir alanda yetişmişler, Necati Abi’nin ilginç bir yöntemi var, fidanı tutup çekiyor kökünün bir kısmı kopmuş oluyor ama bu yöntemle daha önce tuttuğunu söyledi, biz de bunları diktik umarım tutarlar. Aşağıda bir örnek, yine karaçalılarla korunmaya alındı.






Tahtacıörencik’te traktörü olan bazı kişilerden bostan olarak belirlediğimiz alanları sürmelerini rica etmiştik, sağolsunlar sürmüşler. Biz de bugün Nilüfer ile geçen sene Keleş Dayı’nın bahçesinden topladığımız peyamber arpası ve burçak tohumlarını ekmek için arazimize geldik. Toprak çok killi dolayısıyla sert, bizi epey uğraştırdı ama sonuçta büyük bir alana tohumları ekmeyi başardık, nasıl olacağını büyük bir heyecanla bekliyorum. Aşağıda sürülü alan ve ekim çalışmaları ile ilgili fotoğrafları ekledim.







Küçükbostana burçak, büyük bostana ise peygamber arpası ektik. Çünkü küçük bostandaki burçakları baharda kesip çeşitli sebzeler ekmeyi düşünüyoruz. Peygamber arpalarını ise hem tohumluk hem de farklı alanlarda kullanmak üzere ayıracağız.